Renk seçin:


Allah Korkusu Neyden Meydana Gelir?

Allah Korkusu Neyden Meydana Gelir?

Takva aslında Allah korkusundan ibarettir. Allah-u Teala’dan korkarak yasakları terk etmektir. O halde o korku nedir?  Cenab-ı Hakk’tan ne şekilden korkulur? Allah korkusu neyden meydana gelir? Ümit ne demektir?  Şimdi bunları biraz etraflıca düşünelim:

Mutlak anlamda korku, ’’İstenilmeyen bir şeyin gelecekte gerçekleşeceği düşüncesiyle kalbin yanması, üzüntü duyması’’ demektir.

Allah korkusuna gelince bu da Cenab-ı Hakk’ın rızasından mahrum kalmak veya azabına uğramak endişesiyle kalbin yanıp yakılmasından, şiddetli heyecanlar içerisinde kalmasından ibarettir.

Allah korkusu, ilimden meydana gelir. Cenab-ı Hakk’ın varlığını, kudret ve azametini, celal ve cemalini bilen hiçbir kimse yoktur ki kalbi Allah korkusundan uzak bulunsun. Bunun içindir ki Kuran-ı Mübin’de:

‘’Kulları arasında Allah’tan alim kulları korkar’’ (Fatır; 28) buyurmuştur.

Allah korkusu, Allah’ı tanımanın ve bilmenin derecesine göre artar. Resulullah Efendimiz’in (s.a.v):

‘’Allah-u Teala’dan en çok korkanınız benim’’ (Buhari, Nikah,1) buyurmuş olması bu hikmete dayanmaktadır.

Hakikatte Peygamber Efendimiz (s.a.v)  Allah’ı tanıma konusunda herkesten ileridedir. Bundan dolayı onun korkusu da herkesten fazla idi. Onun mübarek kalbini nurlandıran Allah korkusu da marifetine denk olarak çok büyüktü.

Ömer b. Hattab (r.a) pek fazla Allah korkusuna sahip idi. Bazen yüce Kur’an’ın ayetlerini okuyup dinleyince Allah korkusundan bayılır, günlerce hasta kalırdı.  Kendisine hastalığından dolayı ziyarette bulunurlardı.  Hatta bir gün kalbini saran korku üzerine eline bir saman çöpü alarak, ‘’Keşke ben böyle bir çöp olaydım, Keşke ben bir varlık olmasaydım. Keşke ben hatıralardan silinmiş bir şey olaydım. Keşke annem beni doğurmamış olsaydı!..’’ Halbuki kendisi Cennet ile müjdelenmişti. Ya bizim halimiz ne olacak? Ya biz ne kadar korkmalıyız?

Ümide gelince bu da iman ehlinin ilahi affa, Sübhan’ın ikramına ulaşmak ümidiyle teselli bulması ve lezzet alması demektir. İnsan sürekli korku ile ümit arasında bulunmalıdır. Sürekli ümit üzere bulunmak Allah korkusundan uzaklaşmak demektir ki bu kesinlikle caiz değildir.

‘’Allah’ın mekrinden sadece hüsrana uğramış olan kavim ümidini keser.’’ (A’raf; 99) hüsran sahiplerinden başkası kendisini ilahi mekrden emin göremez.

Sürekli korku üzere bulunmak da ilahi rahmetten ümidi kesmek demektir ki bu da kesinlikle caiz değildir. Nitekim bir ayet-i kerimede:

‘’Cenab-ı Hakk’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz’’ (Zümer; 53) buyrulmuştur.

 

 

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ