Renk seçin:


Aradaki Fark

Aradaki Fark

Allah için çok sevdiği bir dostuydu. Güzel hususiyetleri vardı. İslâmî duyarlılıkları çok yüksekti. İyilikte, yardımseverlikte üstüne yoktu. Dost olunacak bir adamdı. Yalnız bir kötü huyu vardı. Küçük şeylere bile çabuk kırılıyor, inciniyordu. Çabuk kırılmak suretiyle iletişimde hemen bir kopukluk meydana getiriyor; sevdiklerinin, dostlarının olan biteni izah etmelerine, fırsat vermiyordu.

Kırılmasıyla çevresindekilere iletişimde geçici ambargo koymuş oluyordu. Bununla çevresindeki dostlarını protesto etmiş oluyor, “Bakın beni anlamak zorundasınız!” demiş oluyordu. Bu durumu 0 kadar abarttı ki tahammül edilemez hâle geldi. Dostluğuna büsbütün son verse bu doğru olmazdı. Çünkü karşısındaki insanın bu çekilmesi zor yanında çok güzel özellikleri vardı. Bir insanın üstünü hepten çizmek olmazdı. İslâm ahlâk ve adabına sığmazdı. Bir gün dostuna; “Seninle çok özel bir görüşme yapmak istiyorum,” dedi. Onu karşısına aldı ve şunları söyledi:

– “Bak, ben seni Allah için çok seviyorum. Çok güzel özelliklerin var, takdir ediyorum; ama senin bu kırılganlığından ruhum rahatsızlık duyuyor. Senden rica ediyorum, artık her küçük şeye incinme.”

Dostu bu sözleri dinledi; ama gereken dersi almadı. Kendini savunmaya çalıştı. Aslında zannettiği gibi biri olmadığını, çoğu zaman yanlış anlaşıldığını anlatmaya çalıştı.

Aradan günler, haftalar geçti, kırılgan dostu yine aynı huyu devam etti. Küçücük şeyleri bahane ederek kırılıyor, küsüyor, darılıyordu. Bir gün dayanamadı, aslında dostuna söylemek istemediği bir sırrını söylemek zorunda kaldı. Dostu için dua ediyordu gıyabında. Onunla ilgili sırrını şöyle açıkladı:

“Beni aşırı kırılganlığınla incittiğinde de dua ediyorum sana, incitmediğinde de. Yalnız arada fark var.”

Dostu hemen sordu:

“Nasıl bir fark var, yoksa seni incittiğimde bana beddua mı ediyorsun?”

“Hayır, hiç öyle yapar mıyım, aradaki farkı söyleyeyim. Birinde “Allah’ım, bu kardeşime Firdevs Cenneti’ni nasip eyle diyorum!’ diyorum, diğerinde ise “Allah’ım bu kardeşime Firdevs Cenneti’nde bir köşk nasip eyle!” diyorum, anlayacağın arada bir köşk var sadece.

Dostu bu sözlerden çok duygulandı, yaptıklarına çok utandı. Hemen kendisini samimi olarak seven bu insanı kucakladı ve:

– “Ne olur beni affet” dedi. O da:
– Bu sırrımı açıklamak istemezdim; ama mecbur bıraktın, ne yapayım, ” dedi.

Bu hadiseden sonra, küçük şeylere bile gücenen kırılgan dostu bir daha böyle yapmamaya başladı. Kendisini samimi olarak seven bir dostu vardı. Yaptığı davranışla onu üzmesi dostluğa büyük bir ihanet olurdu.

Allah-u Zülcelal hepimize böyle dostlar nasip etsin inşaAllah…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ