Renk seçin:


Bilinçaltı İle Kontrol Edilme

Bilinçaltı İle Kontrol Edilme

Bilinçaltının kişinin farkında olmadığı fakat geri planda davranışlarını yönelttiği bil bölüm olduğu artık biliniyor. Bilinçaltının en büyük özelliği bilincin farkında olmadığı insanın odaklanmadan da gördüğü görüntüyü, işittiği sesi bir kamera gibi kaydetmekte olmasıdır. Bilinçaltının bu özelliğini bilen reklam ajansları, reklamlarda bunu çok iyi kullanmaktadır.

İnsan gözünde ‘fovea hareketleri’ diye isimlendirilen hareketler bulunur. Bu hareketler sayesinde göz devamlı çevreyi tanır ve kaydettiği her şeyi bilinçaltına atar. Bilinç burada gördüğü çok az şeyi hatırlar arka planı hatırlamaz. Bilinçaltı da arka planı da kaydeder.

Bu konuda en dikkat çekici çalışma James Vicary’e aittir. 1957 yılında market araştırmacısı James Vicary, sinema ekranında çok hızlı bir şekilde parlayan mesajların insanların gıda üzerindeki tercihlerini etkilediğini araştırmaları ile fark etti ve ilk olarak ‘’bilinçaltı reklam’’ tanımlamasını kullandı. Vicary, yaptığı araştırmada takistoskop adı verilen cihazla flimlerin arasına ‘Cola iç!’ ‘Patlamış Mısır Ye!’ mesajlarını yerleştirdi. Bu mesajlar saniyenin 1/3000 kadar kısa bir sürede görünüyor ve her 5 saniyede bir tekrarlanıyordu.

Seyirci bu sloganları bilinci ile algılayamadığı halde, bilinçaltına hitap eden bu sloganlar sayesinde Cola satışlarında %18,1 patlamış mısır satışlarında %57,7 arttığı görüldü.

TV’de ya da sinemada kullanılan diğer bir bilinçaltı tekniği de 25 ve 25. Kare tekniği. Gördüğümüz saniyelik bir görüntü 655 satır frame denilen 24 küçücük kareden oluşuyor. Her 24 kare ise – bu sayı sinemada 25’tir – bir ekran büyüklüğündeki bir kareyi oluşturuyor. Her 327,5 satırda bir de ‘control-track’ denilen aralık vardır. İşte bu aralıktan görüntüler kesilip aralarına başka görüntüler yerleştirilir.

Yine yapılan bir deneyde, verilmek istenen mesajın bulunduğu kareler, sinema filmine yerleştirilir. Filmin konusu önemsizdi. Film gösterildiğinde seyircinin bilinci, araya sokulan kareleri titreşimin ötesinde fark edemez, dolayısıyla kayda alamazdı. Ancak bilinçaltı, yani ruhun mantıklı olmayan parçası mesajı almaktaydı. Bu mesajın etki yapması kesindi. Çünkü mantıklı akıl işin farkında değildi ve bu konuda yargılama yapamazdı. Sonuç bir çeşit hipnotik telkin gibiydi.

Metodu göstermek için yapılan deneyde sinemalarda gösterime giren bir filme gazoz türü bir içeceği gösteren birkaç kare yerleştirilir. Film çeşitli yaşlarda ve değişik hayat tarzına sahip birçok gönüllü kadına, erkeğe, çocuğa izletilir. Film bitince deneye katılanlar, farklı markalara ait içeceklerin bulunduğu yere getirilir. Ve görülür ki izleyicilerin büyük çoğunluğu bilinçaltına gösterilen içeceği seçmiştir.

Bütün bu anlatılan bilimsel veriler, deneyler göstermekte ki reklamı elinde bulunduranlar bunu isteğini yönde bilinçaltına mesaj göndermek kaydı ile insanları yöneltmektedir. Bir İslam büyüğünün en başta televizyon için ‘teleput’ demesinden zaten ne kadar tehlikeli bir alet olduğu anlaşılması lazım.

İslamı yaşamak isteyenlere düşen görev ise en başta kendine zarar verecek, verebilecek ne kadar iş varsa hepsinden kaçmak olması lazımdır. Düşünmek, mantıklı kararlar verebilmek için, televizyon, film, sinema, reklam türü ne varsa kaçınmalı, terk etmeli ve bunun yerine kitap, dergi ile ilim talep edilmeli ki bilincimiz de bilinçaltımızda başkalarının kontrolünde olmasın.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ