Renk seçin:


Can Çıkışının Dünyevi Acılara Kıyası

Can Çıkışının Dünyevi Acılara Kıyası

Canın çıkma anı, acının bizzat ruhun kendisine isabet ettiği bir olaydır ve ruhun bütün kısımlarını kaplar. Vücudun derinliklerine dalan ruhun her zerresi bu acıyı hisseder. İnsanın vücudunun herhangi bir yerine bir diken batsa, kişinin hissedeceği acı, ruhun dikenin battığı yerdeki mevcudiyeti kadardır, sadece o kısımda acıyı hisseder. Yanığın acısının şiddetli olmasının nedeni ise ateşin bedenin her bölümüne dağılarak sirayet etmesindendir. Yanan azanın gözüken ve gözükmeyen her yerine ateş değmiş gibidir. İşte bu sebeple etin etrafında olan ruhun diğer cüzleri de bu acıyı hissederler.

Canın çıkışı anında duyulan acı ise bizzat ruhta olur ve onun bütün kısımları kapsar. Zira tepeden tırnağa; damarlardan, sinirlerden, mafsallardan ve eklemlerden kıl dibine kadar. Bu sebeple onun vereceği keder ve acıyı hiç sorma!

Nitekim ölüm sancıları hakkında şöyle denilmiştir: “Ölüm kılıç darbelerinden, testere ile biçilmekten ve makaslarla doğranmaktan daha acı verici bir olaydır.”

Bunun sebebi şudur: “Kılıçla kesmenin ruha acı vermesinin nedeni kesilen yerin ruhla irtibatlı olmasıdır. Bunun yanında, doğrudan doğruya ruhu kesen ve bir şeyin ona verdiği elem ve ıstırabın nasıl olduğunu bir düşün!

Dayak yiyen biri bağırıp yardım dileyebiliyorsa bu, onun bedeninde ve dilinde hala güç olduğu anlamına gelir. Ölmek üzere olan bir kimsenin bu şiddetli sancılar içerisinde bağırıp çağıramayışının nedeni; üzüntü ve kederin son safhaya ulaşıp bu acı ve sızıların bütün bedenini kaplaması, etrafındaki insanlardan yardım dilemeye takat ve kuvvetinin kalmayışındandır. Şayet iniltilerden birazcık da olsa kurtulabilse etrafındakilere seslenmek ve onlardan yardım dilemek ister, ama buna güç yetiremez.

Eğer onda biraz kuvvet kalabilmişse ruhunun çıkartıldığı anda boğazından ve göğsünden hırıltılar gelir. Artık rengi solmuş, çehresi ekşimiştir. Sanki rengi asıl yaratıldığı şey olan toprak rengine dönmeye başlamıştır. Damarları kendi yerlerine çekilmiştir. Elem ve ıstırap içine ve dışına vurmuştur. O anda insanın dudakları kasılır, dili büzüşür, parmak uçları yeşil bir renk almaya başlar.

Bedeninden bütün damarları çekilen birinin bana hiç halini sorma! Damarlarından biri çekilen kişinin durumu bile gerçekten pek çetin olurdu. O halde acı ve ıstırap içerisinde ruhu çıkarılan birinin durumu nasıl olur.

Sonra her uzuv yavaş yavaş ölmeye başlar. Önce ayaklar soğur, sonra bacakları… her âza acı üzerine acı, bela üzerine bela hissetmeye başlar ve nihayet can gırtlağa kadar dayanır. İşte o zaman, bakışlarını dünyadan ve ailesinden çevirir. Artık tevbe kapısı ona kapanır (Kötülükleri yapıp yapıp da içlerinden birine ölüm gelip çatınca ‘Ben şimdi tevbe ettim’ diyenler için kabul olunacak tevbe yoktur. (Nisa; 18)), kendisini hasret ve pişmanlık kuşatır.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ