Renk seçin:


Duygularda ki zıtlıklar

Duygularda ki zıtlıklar

Yaşadığımız evrene şöyle bir göz atmamız istense ve gördüğümüz tabloya bir isim koymamız icap etse, hiç şüphesiz birçoğumuz buna ‘’zıtlıklar tablosu’’ derdik. Bu öyle bir tablo ki yaz-kış, gece-gündüz, ilkbahar-sonbahar, doğum-ölüm, hastalık-sağlık gibi birçok zıt gibi görünen bileşenler, bu tabloda adeta birleşmekte ve bir olmaktadır. Ortaya çıkan bu eserde kontrast renklerin uyumu, bir bütünü tamamlayan parçalara dönüşmektedir.

Hiç şüphesiz bu zıtlıklar tablosunun bir minyatürü de insanoğludur. Evrenin nefes alıp veren hali olan insan da bünyesinde binlerce zıtlığın muhteşem uyumunu barındırır.

İnsanoğlu öyle hassas ve öyle dengede bir duygu-durum terazisine sahiptir ki bazen bunu telafi etmeye kelimeler yetmez. Çok kederli olduğu anda aldığı bir haberle havalara uçan insanlar olduğu gibi, çok neşeliyken aldığı bir haberden dünyası başına yıkılan insanlar da vardır. Hayatında her şeyin bittiğini sanan biri, bir anda her şeyin tekrar başladığını görebileceği gibi; her şey başladı sanırken birden her şeyin bittiğini de idrak edebilir. Bu öyle şaşırtıcı bir durumdur ki bu haller sadece insana mahsustur. Ne meleklerde ne de hayvanlarda böyle hallerin temaşa edilmesi imkansızdır.

Nasıl gece ile gündüz birbirini takip edip duruyorsa, insanın iç aleminde de farklı duygular sürekli devr-i daim halinde birbirini takip eder durur. Bir keder yaşanmışsa, bu, ardından neşenin geleceğinin habercisidir. Ağlamanın arkası mutlaka gülmedir. Sıkıntılar çekilirken, içinde bolluğun ve ferahın müjdesini saklar. Abdulkadir Geylani Hazretleri’nin buyurduğu gibi zorluk anında sabretmek gerekir çünkü ‘hüzünsüz bir neşe ve darlıksız bir bolluk asla olmaz.’

Duygu dengemiz, Yaratıcımız tarafından öyle hassas ayarlanmıştır ki bu hassas dengeyi kimi zamanlarda biz bile fark ederiz. Herhangi bir duygumuz kendini aşırı hissettirdiği ve çokça öne çıktığı zaman şüpheye kapılırız. Çok güldüğümüz zamanları hatırlayalım: Birçoğumuz hemen işkillenir ve, ‘Bu kadar çok gülmem hayra alamet değil, kesin bugün başıma bir şey gelecek ve ağlayacağım,’ diye içinden geçirir. Orada ağlamamızı gerektirecek bir durum yokken, neden böyle bir duyguya kapılırız? Nedeni açık aslında: Çok gülmek, akla her zaman ağlamayı getirir de ondan… Çok sevinçli ve mutlu günümüzde içten içe hüzün de yaşarız…

Hiç kimse bir ömrü hep sevinçle geçiremeyeceği gibi, her zaman kederle de yaşayamaz. Tüm duygular insan için yaratılmıştır, hepsinin yeri birbirinden ayrıdır. Hayat bir senfonidir. Nasıl notaları birbirinden ayırmak şarkının ahengini ve güzelliğini bozarsa; aynen öyle de acıyı ve kederi hayattan alınca hayatın zevkine ermek mümkün olmaz. Problemsiz ve kedersiz bir hayat eşyanın tabiatına terstir. Arabam hiç bozulmasın düşüncesinde olan yola çıkamaz. Yolda insanın başına her şey gelebilir. Araba bozulabilir, teker de patlayabilir. Önemli olan varacağımız menzili hayalimizde tutarak çıkan zorlukları Allah’ın izni ile aşmaktır.

Ömer Güçlü-Mutlu Olma Dertli Ol

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Ahmet diyor ki:

    Hiç dertsiz tasaiz olmadım o duygu huzur nedir nerede hangi diyarda

BİR YORUM YAZ