Renk seçin:


En Güzel Örnek

En Güzel Örnek

Allah-u Zülcelâl Peygamberimiz aleyhissalatu vesselamın kendisine indirilenlere uyma bakımından tam bir örnek olduğunu beyan etmektedir: “De ki: ‘Ey insanlar, ben Allah’ın sizin hepinize gönderdiği Peygamberiyim. Ki göklerin ve yerin mülkü yalnız O’nundur. O’ndan başka ilah yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyleyse Allah’a ve ümmi peygamber olan elçisine iman edin. O Peygamber de Allah’a ve O’nun sözlerine inanmaktadır. Ona iman edin ki hidayete ermiş olursunuz.” (Araf; 158)

Ashab-ı kiram, Peygamberimizi örnek alarak O’nun gibi iman ettiler ve Onun gibi Rablerinin emirlerine teslim oldular. Böylece cahiliyyenin bozuk itikatlarından, çirkin adetlerinden temizlenip, ahirette geçerli olacak hakiki kulluğa kavuştular. Allah-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede ashab-ı kiramı bütün insanlara örnek göstermiş, onlar gibi olmayı emretmiştir, “Eğer onlar da sizin iman ettiğiniz gibi iman ederlerse doğru yola girmiş, hidayeti bulmuş olurlar. Yok eğer yüz çevirirlerse onlar sadece ve sadece şikak (çelişki, anlaşmazlık, ayrılık) içindedirler…”(Bakara; 137)

Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem kulluk yolunda yegâne örnektir. Onun öğrettiği yola uymayan ameller batıldır, geçersizdir. Bir kişi sünnet-i seniyyeye muhalefet ederek ne kadar çok amel yapsa, bütün emekleri boşa gider. Allah-u Zülcelâl buyuruyor: “Ey iman edenler! Seslerinizi Peygamberin sesinden fazla yükseltmeyin! Birbirinize bağırdığınız gibi, Peygambere yüksek sesle seslenmeyin. Öyle yaparsanız, siz farkına varmadan amelleriniz boşa gider.” (Hucurat; 2)

Bu ayetten anlıyoruz ki Peygamberimizin huzurunda sesi yükseltmekle bile ameller boşa gidiyor, öyleyse onun sünnetine muhalefet etmenin nasıl bir sapkınlık olacağı anlaşılabilir.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem ahlak konusunda da en güzel örnektir. Peygamberimizin sünnetine uymak sadece ameller konusunda örnek almaktan ibaret değildir, muamelat ve ahlak hususunda da Nebevî ahlak ile ahlaklanmak lazımdır. Enes radıyallahu anhu Peygamberimizin sünnetini nasıl anlamamız gerektiği konusunda bize şöyle naklediyor:

“Peygamberimiz bir gün bana dedi ki,

“Ey Yavrucuğum, eğer kalbinde hiçbir kimseye kin ve haset beslemeden gece ve gündüzü geçirmeye muktedir olursan yap.” Bundan sonra bana şöyle buyurdu:

“Ey oğulcağızım, bu benim sünnetimdir. Kim ki benim sünnetimi ihya ederse o kimse beni sevmiş olur. Kim beni severse o cennette benimle beraberdir.” (Tirmizi; Ebvabü’l-İlim, 16)

Öyleyse bizler Peygamberimizin sünnetine uymak niyetiyle onun ahlakını benimsemeye çalışmalı, Onun gibi, mümin kardeşlerimize karşı şefkatli ve affedici olmalıyız. Peygamberimizin hatırına O’nun ümmetinin iyiliğini istemeli, din kardeşlerimizi O’nun için sevip, ihsanda bulunmalıyız.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem mükemmel ahlaka sahipti, ümmetine de böyle olmalarını emrediyordu. Buyuruyor ki:

“Müslüman, müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu düşmana teslim etmez. Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teâlâ o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim bir müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teâlâ da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.” (Buhari, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58)

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem bütün insanlara karşı çok şefkatliydi. İnsanların acıları ve perişanlıkları karşısında o kadar üzülürdü ki, yüzü sararır, solardı. İnsanların ihtiyaçları giderilip memnun oldukları zaman ise yüzü güneş gibi aydınlanırdı. Sahabeden bir zat şöyle anlatır:

Rasulullah sallallahu aleyhi vesellemin huzurunda otururken yoksul, perişan bir topluluk çıkageldi. Onları bu derece fakir görünce üzüntüden Allah Rasulü’nün yüzünün rengi değişti. Hemen evine girdi. Sonra da çıkıp Bilal’e ezan okumasını emretti, o da okudu. Efendimiz namaz kıldırdıktan sonra bir hutbe verdi. Hutbesinde önce şu ayeti kerimeyi okudu:

“Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan, ondan zevcesini var eden ve ikisinden pek çok kadın ve erkek meydana getiren Rabbiniz’e hürmetsizlikten sakının! Allah şüphesiz hepinizi görüp gözetmektedir.” (Nisâ; 1)

Sonra da şu ayeti okudu:

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun, herkes yarın için ne hazırladığına baksın!..” (Haşr; 18)

Daha sonra:

“Her bir fert altınından, gümüşünden, elbisesinden, bir ölçek bile olsa buğdayından, hurmasından sadaka versin. Hatta yarım hurma bile olsa sadaka versin!” buyurdu.

Peygamberimiz hutbesini bitirince ilk olarak Ensar’dan bir adam, ağırlığından dolayı neredeyse kaldırmaktan aciz kaldığı, hatta kaldıramadığı bir torba getirdi. Herkes elindekileri getirmek için sıraya girdi. Sonunda yiyecek ve giyecekten iki yığın oluştuğunu gördüm. Baktım ki Rasulullah Efendimiz’in yüzü gülüyor, sanki altın gibi parlıyordu…” (Müslim; Zekât, 69)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ