Renk seçin:


Fili Tanıma Hikayesi

Fili Tanıma Hikayesi

Bir şehir vardı, şehrin bütün sâkinleri görme engelliydi.
Burada oturanlar Fil denilen hayvanı çok merak etmişler.
Onun iri yapılı, cüsseli, güçlü, kuvvetli bir hayvan olduğunu duymuşlar.

Böylesi bir hayvanı yakınen tanımak istemişler.
Onlar bu arzu ile yaşarken günün birinde bir kervan gelip o şehrin yakınına konaklamış.
İçinde fil bulunan bir kervanın geldiği halk arasında duyulmuş.

O şehrin halkı meraklarını gidermek üzere gruplar halinde kervanın yanına gelmiş.

İçlerinden biri elini file doğru uzatmış.
Hayvanın uzunca kulağı eline gelmiş.
Kendi kendine: Fil kalkan gibi bir şey deyip bu şekilde inanmış.

Bir başkası elini uzatmış, ona da filin hortumu denk gelmiş.
O da filin direk gibi bir şey olduğunu hissedip öylece inanmış.

Bir başkasının eli de filin sırtına rastlamış.
O da taht gibi bir şey hissedip öylece inanmış.

Kişiler elini hangi uzvuna değdirdiyse kendisine göre fili ona benzetip o şekilde inanmış.
Fil hakkında meraklarını kendilerine göre bu şekilde gidermişler.

Hepsi mutlu olarak şehre geri dönmüşler.
Her biri kendi mahallesine gittiğinde merak edilen bu hayvanı, halka tarif edip anlatmışlar.

Halk duyduklarına göre inanmış fakat bir araya gelince herkes değişik tanıtmaya başlamış.

Hatta kendi görüşlerini ispat için delil ileri sürüp şöyle demişler:

“- Anlatıldığına göre fil, savaş zamanı ordunun önünde tutulurmuş.
Dolayısıyla filin kalkan gibi bir şey olması lâzım.”

“-Nakledilir ki fil, savaşta düşman askerlerinin üzerine hücumda kullanılırmış.
Dolayısıyla direk gibi bir şey olmalı.”

“-Fil, tonlarca ağır yük taşırmış.
O halde sütun gibi olmalı.”

“- Bir çok insan filin üzerine binermiş.
O halde taht gibi bir şey olmalı” diyerek görüşlerini açıklamışlar.”

Ey insan! şimdi sen kendi kendine düşün ki onlar bu şekilde fili nasıl tanırlar?
Aralarındaki ihtilafdan nasıl kurtulurlar?
Fil hakkında nasıl doğru bilgi elde edebilir ve nasıl doğru hüküm verebilirler?
Bütün akıl sâhipleri bilirler ki, ne kadar deliller ileri sürseler de bu şekilde filin tarifine ulaşamazlar.

Toplumda hadiseleri anlama konusunda insanlar hep böyle davranmışlardır.
Kendi sığ düşünceleri, sathi bilgi ve dar görüşleriyle hadiseleri açıklamaya çalışmışlardır.

Halbuki Yüce Rabbimiz “Gerçek, Rabbinden gelendir. Öyle ise şüphecilerden olma.” buyurmuştur. (Âl-i İmrân:60)

İnsanoğlu, Yüce Rabbını, sevgili peygamberini ve kitabını hakkıyla bilir ve tanırsa asla dalâlete düşmez. Mârifetullaha eren insan, hiç bir şeye âmâ kalmaz.

Mülkün sahibi Allah’a teslim olan her türlü şüphelerden kurtulur. Zira o Allah mülkünde tektir. Mutlak güç sahibidir. Her şeyden haberdardır. Her şeyi bilir, işitir, görür. Uygun olmayan sıfatlardan münezzehtir. Her şey O’nunla kâimdir, O’nunla bâkîdir. O fâil-i muhtârdır. Hayır, şer, küfür ve îmânın yaratıcısıdır. O’ndan başka yaratıcı yoktur. “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur.” (Şûrâ, 42/11)

O’nun peygamberler göndermesi fazlındandır. Muhammed (s.a.s.) peygamberlerin sonuncusudur. Ona itaat eden Allah’a itaat etmiş olur. Bu fermân-ı ilâhi, âyet-i celilelerde şöyle duyurulur:

“Allah’a itaat edin. Peygamber’e ve sizden olan ülü’l-emre (idârecilere) de itaat edin.” (Nisâ, 4/59)

“Peygamber size ne verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının.” (Haşr, 59/7) buyurur.

Rasûlullah (s.a.) hevâ ve bid‘at ehlinden olan kimselerle düşüp kalkmayı yasaklamış ve onlardan uzak olduğunu ifâde etmiştir. Bir hadiste:

“Sünneti öldüren ve dini ifsad eden bir topluluk gelecek. Allâh’ın lâneti, lânet edicilerin,meleklerin ve insanların hepsinin lâneti onların üzerine olsun” buyurmuştur. (Deylemî, Hadis no: 8879, 882.)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ