Renk seçin:


Fitneden Kurtuluş Reçetemiz

Fitneden Kurtuluş Reçetemiz

Müminleri bizzat âlemlerin Rabbi kardeş ilân etti. Kardeşler nasıl birlik-dirlik içinde olacaklarsa biz de öyle olacağız. Aramızı bozan, bizi ayrılığa gayrılığa götüren fitne tuzaklarına düşmeyeceğiz. Ama nasıl?

Uzun tartışmalara, teorik izahlara çok ihtiyaç yok aslında. Allah Resülü (s.a.v), çok basit ve uygulanabilir şekliyle çözümler sunuyor.

“Resülullah (s.a.v), bir gün sabah namazını kıldırdı, sonra minbere çıktı ve konuşmaya başladı. Konuşması öğleye kadar devam etti. Minberden indi, öğle namazını kıldırdı ve tekrar minbere çıktı, ikindi vaktine kadar devam eden bir konuşma yaptı. Sonra minberden indi, ikindi namazını kıldırdı. Yeniden minbere çıktı ve konuşmaya başladı. Bu konuşması da güneş batıncaya kadar devam etti. Meydana gelmiş ve bundan sonra meydana gelecek olan her şeyi bize haber verdi.”

Tam bir gün süren bir konuşma. Resül-i Ekrem Efendimiz’in (s.a.v) genel tutumundan çok farklıydı. O çok az konuşur, bununla birlikte çok geniş mânaları ifade ederdi. Fakat sahâbe-i kirâmdan Amr b. Ahtab’ın (r.a) bu sözleri, çok özel ve çok önemli bir durumu haber vermekte. Acaba Hz. Peygamber’i (s.a.v) bir gün boyunca konuşturan bu önemli konu ne olabilir?

Sahabeden Huzeyfe (r.a), bu konuşmanın kıyamete kadar çıkacak olan fitnelerle ilgili olduğunu anlatıyor. Küçük büyük birçok fitnenin çıkacağını ve bunların “sıcak yaz rüzgârları gibi” bütün dünyayı kasıp kavuracağını bildiriyor.

Konuyla ilgili nakillerden anlıyoruz ki, sahâbe-i kirâm, Hz. Peygamber’in (s.a.v) bu konuşmalarından çok etkilenmiş ve fitnelerden nasıl kurtulacaklarını sormuşlar. İşte Resûlullah Efendimiz’in (s.a.v) gösterdiği kurtuluş reçetesi:

1. Dilini korumalı ve hiç kimse hakkında konuşmamalıdır. Çünkü fitne ortamında dil, kılıçtan daha kötü sonuçlar doğurur. (Tirmizi)

Fitne zamanında insanlar hakkında konuşmak, şeytan tarafından çok cazip gösterilir. Kişi konuştukça iyi bir iş, hatta ibadet yaptığını düşünür. Halbuki bu tür konuşmaların kanayan yarayı kaşımaktan farkı yoktur.

2. Fitne ile ilgili her türlü faaliyetten uzak durmalı. Zira fitne ortamında oturan, ayakta durandan; ayakta duran yürüyenden ve yürüyen koşandan daha hayırlıdır. (Müslim)

3. Kendisini koruyacak bir sığınak edinmeli. Bu konuda Peygamber Efendimiz (s.a.v), “Fitne ortamından kim bir sığınak veya korunak bulursa oraya sığınarak kendini korusun.” (Müslim) buyurur.

Fitne, insanı Allah’tan uzaklaştıran her türlü karışıklık ve olumsuzluklardır. “Hasır üzerine yatan insanın bedeni çizgi çizgi o hasırdan izler taşıdığı gibi, fitneler de kalbe o şekilde tesir eder. Onları benimseyip özümseyen kalplerde, fitneler birer siyah nokta şeklinde yer eder” (Müslim) hadisinde belirtildiği gibi fitnelerin hedefi insanın kalbidir. O halde bu mânevî düşmandan koruyacak mânevî bir sığınak aramak gerekir. Fitnelerden koruyacak bu tür sığınaklardan biri şüphesiz takvâ üzere bir araya gelmiş ihlâslı müminler topluluğudur.

4. Kendi yaşantısına dikkat etmeli ve ibadet hayatını sünnete uygun bir canlılıkta devam ettirmeli. Başka bir ifade ile Rabb’i ile arasını düzeltmeli. Farz ibadetlerden sünnet ve müstehap amellere kadar gücü yettiğince günlük hayatını süslemeli.

5. İşinin hakkını vermeli. Kendi üzerine düşen işle meşgul olmalıdır. Fitne ortamına çekecek faaliyetlerden kaçınmalıdır. Çünkü fitne âdeta bir girdap gibi ucundan bulaşanı çekip, merkezine alır.

Ticaretle uğraşanlar, memurlar, amirler kısaca her iş sahibi adaletli davranmalı, kul hakkı yememeye özen göstermelidir. İnanan insan hiç konuşmasa dahi, Sünnet’e uygun yaşantısı çevresindekilere örnek olmalıdır.

6. Hiçbir müminin reddedemeyeceği güzel ve hayırlı faaliyetlerle meşgul olmalı. Kur’an ve Sünnet hayatının, inanan ve inanmayan herkese ulaştırılması konusunda gerekli olan her türlü faaliyet bunun içine girer. “Fitne ortamında insanların en hayırlısı kimdir?” şeklindeki bir soruya Resülullah Efendimiz (sav) şöyle cevap vermiştir: “Hayvanları ile meşgul olup onların hakkını veren, Rabb’ine ibadet eden ve atının başını düşmana çevirip onları korkutan kişidir.” (Tirmizi)

Günümüzde çeşitli sebeplerle kötü ortamlara düşmüş olan insanlar, kendilerine uzanacak bir dost eli bekliyor. Bize düşen en büyük vazife, yukarıdaki şartların yanında, bütün gücümüzü bu tür insanlarla ilgilenmeye sarfetmektir.

Doç. Dr. Kemal Yıldız

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ