Renk seçin:


Gaflet ve Çaresi

Gaflet ve Çaresi

Kuran ve Sünnet terimi olarak gaflet, Allah-u Zülcelâl’i unutmak, dünya telaşı ve meşguliyeti içinde ebedî âlemi, ahireti hatıra getirmemek, madde ve dünya malı içerisinde, nefsî ve şehevi arzular peşinde koşarak manen eriyip gitmektir.

İşlenen her günah, her haram, her kötülük, Peygamberimizin ifadesiyle, kalpte siyah bir leke bırakmakta, kalp giderek kararmakta, manevî gerçekleri göremez, duyamaz ve anlayamaz hale gelmektedir.

Gafil kul, tamamen dünyaya yönelir, mubah zevklerde ve helallerde aşırı gider, ibadet ve kulluk için, hayır ve hizmet için vakit ayıramaz, imkân ve emeğini bu yolda harcayamaz.

Hâlbuki ibadete ve kulluğa önem veren, hayır ve iyiliğe değer veren, ibadet eden kula, Allah-u Zülcelâl gönül zenginliği ihsan eder, gönül huzuru, aile huzuru ve iş huzuru verir, ihtiyaçlarını giderir, işlerini kolaylaştırır, bu hayırlı kulunu kimseye muhtaç etmez.

Allah-u Zülcelâl ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Kahrolsun bizlere! (derler) Biz bundan (ölümden) gafil kaldık. Hayır! Biz kendimize zulmetmiş olduk.” (Enbiya; 97)

Rabbimiz, gaflete düşmemek için sabah akşam kendisine yönelen, ihlas ve samimiyetle dua eden, sessizce Allah’ı zikreden bir kul olmamızı emretmektedir: “Rabbine içinden, yalvararak, ürpererek yüksek olmayan bir sesle sabah akşam an. Gafillerden olma.” (A ‘raf: 205) Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

“Şeytan insanoğlunun kalbinin üzerinde tünemiş vaziyette bekler. Allah’ı zikredince siner, çekilir, gaflet etse vesvese verir.” (Buhari)

Her kim Allah-u Zülcelâl’in emir ve nehiylerini terk etmek suretiyle gaflete dalar ve nefsinin arzularının peşine düşerse, kendisini şiddetli bir azaba müstahak etmiş olur. Onun için denilmiştir ki: “Gafletten daha ağır bir uyku yoktur; insana en fazla sahip olan ve onu kullanan nefsinin arzularıdır. Eğer üzerinde gafletin ağırlığı olmasaydı, nefsin arzuları insana galip gelmezdi.”

En büyük gaflet, insanın Allah-u Zülcelâl’den gafil kalması, O’nun emir ve nehiylerinin karşısında ve O’nunla olan muamelesinde edebe riayet etmekten gafil olmasıdır.

Her anımızda bizden bir hata zuhur etmektedir. Bu hataların en ufağı gaflettir. Hatta kıyamet gününde cennet ehlinin en çok hasret çektiği ve kederlendiği şey, dünyada iken gafletle geçirdiği dakika ve saatleridir.

Allah-u Zülcelâl’in hukukunu yerine getirebilmek için gaflet elbisesini üzerimizden çıkarıp, Allah-u Zülcelâl’den kuvvet istememiz lazımdır.

Netice olarak, gün be gün kabre biraz daha yaklaşıyoruz. Eğer bu gaflet denizinden çıkmazsak, -neuzibillah- perişan oluruz. Şayet baki olan ahiret hayatımızda perişan olmak istemiyorsak, samimi olarak Allah-u Zülcelâl’e yalvarıp bizi gafletten muhafaza etmesini istememiz lazımdır. Eğer samimi bir şekilde istersek; Allah-u Zülcelâl cömerttir; O’nun hazineleri doludur. Bize de bu isteğimizi inşaallah nasib edecektir.

Seyda Muhammed Konyevi Hz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ