Renk seçin:


Hz. Peygamberin Ramazan Hutbesi

Hz. Peygamberin Ramazan Hutbesi

Cebrail aleyhisselam Hz. Peygambere, Ramazan orucunu emreden ayetleri indirince Hz. Peygamber bunu ümmetine tebliğ etmek için bir hutbe irad etti. Bu hutbesinde, ashabını ve ümmetini bu amele teşvik etmek için, Allah’ın vaad ettiği mükâfatları müjdeledi.

Selman-ı Farisi radıyallahu anhu şöyle rivayet etmiştir: “Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem, Şaban ayının son gününde bize okudugu bir hutbede şöyle buyurdu:

“Ey insanlar, büyük ve mübarek bir ay yaklaştı, gölgesi başınıza geldi.Bu Öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi vardır.

Allah o mübarek ayın gündüzlerinde orucu farz kıldı, gecelerinde nafile namazları sünnet kıldı. Bu ayda, küçük büyük bir hayır yapan insan, başka aylarda bir farz eda etmiş gibi sevap alır. Bu ayda bir farzı yapmak, başka aylarda yetmiş farz yerine geçer.

“Bu ay, Allah için açlık ve susuzluğun, taat ve ibadetin meşakkatlerine sabır ve tahammül ayıdır. Sabrın karşılığı da Cennettir. Bu ay yardımlaşma ayıdır, bu ay mü’minlerin rızkını arttıracak aydır.

“Bu ayda her kim oruçlu bir mü’mine iftar edecek bir şey verirse, yaptığı bu iş günahlarının bağışlanmasına ve Cehennemden azat olmasına sebep olur. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey eksilmeden onun kadar sevaba kavuşur.” Bu müjdeleri duyan Ashab-ı Kiramdan bazıları:

Ya Resulallah, hepimiz oruçluya iftar edecek bir şey bulup verecek durumda değiliz, dediler. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem:

Allah bu sevabı bir tek hurma ile, bir içim su ile bir yudum süt ile oruçlu mü’mine iftar ettirene de verir, buyurdular ve devam ettiler:

“Bu ayın başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluştur. Bu ayda her kim kölesinin (işçi ve hizmetçisinin) işini hafifletirse Allah onu affeder ve Cehennemden uzak tutar.

“Bunun için bu ayda şu söyleyeceğim dört hasletten ikisi ile Rabbinizi razı kılarsınız, diğer ikisinden ise hiçbir vakitte ayrı kalamazsınız. Rabbinizin rızasına sebep olan hasletlerin birisi, Kelime-i Şehadet’e devam etmeniz, diğeri de Allah’tan mağfiret dilemenizdir. Vazgeçemeyeceğiniz iki hasletin biri Allah’tan Cenneti istemek, diğeri Cehennem’den Allah’a sığınmaktır. (Beyhakî, Suabü’I-İmân, 3, 305-306)

Resûlullah sallallahu aleyhi vesellem ashabına Ramazan ayını ihya etmenin sevabını bildiren böyle birçok müjdeler veriyordu. Buyuruyordu ki:

“Ramazan ayının ilk gecesi gelince sekiz cennetin bütün kapıları açılır. Bu ay boyunca cennet kapılarından hiçbiri kapanmaz. Cenâb-ı Hak, bir nidacıya şöyle ilan etmesi için emir verir:

‘Ey hayır arayan kişi, gel! Ey kötülükte ileri giden kişi, kötülükleri bırak! Günahlarının bağışlanmasını dileyen yok mu, bağışlansın! Dilekte bulunan yok mu, dileği verilsin! Tevbe eden yok mu, tevbesi kabul edilsin!’ Bu durum, fecir doğup sabah oluncaya kadar böyle devam eder. Allah-u Teala her gece iftar vakti, azabı hak etmiş bir milyon kişiyi cehennemden azat eder. ” (Beyhakî)

Peygamber Efendimizden bu müjdeleri duyan Sahabe-i Kiram efendilerimiz, iştiyakla oruç tutmaya niyetlendiler. Hayatlarında ilk defa bir ay boyunca oruç tutacaklardı. Fakat o kadar teslim olmuşlardı ki hiçbiri “Bu sıcakta tutabilir miyim?” demediler. İtiraz etmediler. Bizim de böyle yapmamız lazımdır.

Nefsimiz oruç tutmayı sevmez ama biz nefsimizi azarlayarak, ona şöyle dememiz lazımdır: “Ey nefsim! Sen, on bir ay istediğin gibi yemek yedin. Ne kârın oldu? Allah sana bir ay yemek yememeyi emretti, o da akşama kadar, üstelik aksamdan sabaha kadar da serbestsin!” nefsimize böyle ikazda bulunarak orucu sevdirmeye calışmalıyız.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ