Renk seçin:


İlmin Hakkı, Alimde Görünür

İlmin Hakkı, Alimde Görünür

… Bir gün derste Alasonyalı Hacı Cemal Efendinin talebeleri; hocalarının gözyaşlarına anlam veremezler. Hocaefendi mutad dersi okumaktadır ama gözünden inci gibi yaş taneleri akmaktadır. Dersin sonunda Hocaefendi; “Benim bir kızım vardı. Vefat etti şimdi de O’nu defnetmeye gideceğiz” deyince işin sırrı çözülür. Ebus’ Suud Efendi’nin ilim silsilesinden gelen bir alimi; kızının vefat etmesi bile dersten vazgeçiremez…

Ahıskalı Ali Haydar Efendi; yaşlılıktan dolayı talebe okutamaz olur; işitmesi ağırlaşmıştır zaten. Ama o gece “Kim ilmi gizlerse” hadisini sabaha kadar tekrar eder durur ve sabah olunca eşini doğru talebelerine gönderir; gelsinler der ölene kadar ders okuyacağız… Dört mezhebin müftüsü işte böyle olur!

Silistreli Süleyman Hilmi Efendi ise;  bambaşkadır. Bir gün Kuduri okuturken şekeri yükselir; burnundan kan boşalır. Talebeler telaşlanır ama Hocaefendi gayet sakindir, cebinden mendilini çıkarır, üzerindeki ve kitabındaki kanları siler ve “Durmayın, vaktimiz yok devam edin okumaya” der…

Arnavut Hüsrev Efendi de son demlerine kadar talebe okutur. Ancak sekeratına (ölüm anına) yakın talebeleri dayanamazlar hocalarının hallerine ve en azından iyileşene kadar dersleri tatil etmeyi teklif ederler. Hocaefendi; ilmi gizleme hadisinin tehdidinden ürperir ve açar ellerini Mevlasına “ Ya Rabbi! Ben bırakmadım dersi. Sen şahitsin. Bunlar bıraktılar”…

(Gülistan Dergisi)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ