Renk seçin:


İmanın en üstün derecesi

İmanın en üstün derecesi

Kulun mü’min olması güzel bir şey. Ama, imanın en üstün derecesi hangisi?.. “İmanın en üstün derecesi, kulun imanının  en faziletli olduğu nokta, seviye kendisi nerede olursa olsun Allah’ın dâimâ onu yanında olduğunu bilmesi, ona inanması…” (Beyhaki) En kuvvetli iman bu…

Ben neredeyim?.. Dağın başındayım, hiç kimse beni görmüyor. Yolda yürüyorum; elma ağacından güzel, kırmızı elmalar üstüme sarkmış… Kimse görmüyor ama, Allah benimle… Ben o elmaya nasıl elimi uzatırım? Nasıl başkasına ait olan bir ağaçtan kopartıp alabilirim?.. Kimse görmese bile, polis görmese bile, yapamam. Çünkü, Allah benimle beraber.   Yalnız da olsam, kalabalıkta da olsam, karanlıkta da olsam, kimsenin görmediği bir yerde de olsam, kimsenin anlaması mümkün olmayan bir işi yapabilmek imkânını elde etmiş bile olsam; yapamam… Neden? Ben mü’minim ve biliyorum ki, Kur’anı Kerim’de Allah-u Teàlâ Hazretleri bizzat kendisi bildirmiş:

“Nerede olursak olalım, Allah-u Teàlâ Hazretleri bizi görüyor, bizimle beraber.” (Hadîd, 57/4) Biz onun kontrolü altındayız. Bizim yaptığımız hiç bir iş, gizli kalmıyor. Hiç bir iş araya, —şimdiki tâbirle— karambola gitmiyor; dâimâ biliniyor, görülüyor, Allah tarafından görülüyor. Melekler tarafından yazılıyor, kayda geçiriliyor.  Eskiden tabii, “Melekler nasıl bunu kayda geçiriyor?” diye, eski insanlar belki tereddüt edebilirlerdi. Biz ne kadar rahat ve sade bir şekilde şimdi inanıyoruz. Evet melekler geçiriyordur kayda, tabii. Yâni, teypler nasıl kayda geçiriyor konuşmalarımızı.

Videokasetleri nasıl görüntülerimizi, seslerimizi kayda geçiriyor. Her şeyi bilen, Allâmu’l-guyûb olan Allah-u Teàlâ Hazretleri, her şeye kàdir olan Allah-u Teàlâ Hazretleri, bizim ve bütün insanların ve bütün mahlûkàtın evvelini, ahirini kaydediyor tabii.  Ahirette herkes bunu görecek. Ve önüne kitabı konulduğu zaman;

“—İşte senin dünyada yaptığın işlerin yazıldığı defter! İşte kayıt…” diye önüne bu kayıtlar getirildiği zaman, mücrimler fevkalâde dehşete düşecekler.

“—Hiç bir şey ihmâle uğramamış, her şey yazılmış!” diye.

Tabii, biz her şeyin yazıldığını bildiğimiz için ve Allah’ın dâimâ bizimle olduğunu bildiğimiz için, kötülükler yapmayız. Kötülükler yapmaktan öteye —onu yapmayacağız, o çizginin zaten beri tarafındayız, mü’miniz, müslümanız el-hamdü lillâh— her şeyin en güzelini yapmağa çalışacağız.  O halde, kendimizi Allah’ın seveceği ve beğeneceği işleri yapmaya yönelteceğiz. Tembel de duramayız, boş da duramayız. Kötü işler de yapamayız, boş da oturamayız. İyi şeyler yapmağa, en güzel şeyleri yapmağa, Allah’ın rızasına en uygun, en çok sevaplar kazanmamıza sebep olacak işleri yapmağa çalışacağız.  Ne iyi olurdu, keşke bütün mü’minlerin imanı bu kadar kuvvetli olsaydı… Allah’ın onu gördüğünü, Allah’ın onun yanında olduğunu bilseydi insanlar; hiç bu dehşetler, terörler, katiller,  hırsızlıklar, arsızlıklar, sahtekârlıklar, rüşvetler olur muydu?.. Her şey yerli yerince, yolunca yürürdü, insanlar dünyada da mutlu ve bahtiyar olurlardı.

Onun için temenni ediyoruz, Allah-u Teàlâ Hazretleri bu güzel imanı kalbimize ihsan eylesin… Gözümüzden o maddiyatın perdelerini kaldırsın… Maneviyat gözüyle gönlümüzün pasını silsin… O gönül gözüyle etrafı görmeye muktedir olalım!  Bir şairden yine, bir beyit aklıma geldi. Arapça bu beyit ama, güzel! Arapça bilenler de hatırlarında tutsun diye, onları da söyleyebiliriz her halde. Diyor ki şair:

Teemmel sutûra’l-kâinâti feinnehâ,  Mine’l-melei’l-a’lâ  ileyke resâili.

“Kâinâtın sayfalarına, yâni etrafındaki manzaralara, olaylara bak ve bunları incele ve zihninden bunların üzerinde tefekkür eyle! Çünkü bunlar Mele-i A’lâ’dan, Allah’ın huzurundan sana gönderilmiş mektuplar demektir.”

Demek ki, biz etrafımıza böyle güzel gözle baktığımız zaman, irfan gözüyle baktığımız zaman, gözümüzden perdeler kaldırılıp baktığımız zaman, gönlümüz aydın olarak, nurlu olarak baktığımız zaman, her şeyi Allah’ın yarattığını, her şeyde Allah’ın tecellisi olduğunu göreceğiz. Her yerde Allah-u Teàlâ Hazretleri’nin hàzır ve nâzır olduğunu göreceğiz.  Tabii bu görmek dediğimiz şey, sadece gözle olan bir şey değil, bunun mânevî yönü de var. O mânevî görüşle göreceğiz. O zaman kötülüklerden sıyrılmak, iyilikleri güzel yapmak, kâmil bir müslüman olmak mümkün olacak.  Bu imanı, önce kendimiz için temennî ediyoruz; “Yâ Rabbî sen bize bu irfanı, bu imanı ihsan eyle…” diye. Bütün insanlar için de temenni ediyoruz. Onlar da yaratanlarını bilsinler ve kendilerine her anda sonsuz nimetler bahşeden, o mün’im-i hakîkî Allah-u Teàlâ Hazretleri’ni tanıyıp, ona güzel kulluk etsinler. Ona güzel kulluk edince, hepimiz onun güzel kulu olunca, bütün problemler o zaman çözülecek inşallah.

M. Es’ad Coşan Hocaefendi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ