Renk seçin:


İnsanı Güzelleştirip Değerli Yapan; Dil

İnsanı Güzelleştirip Değerli Yapan; Dil

İnsanı güzelleştirip değerli yapan ve diğer canlılardan ayıran özelliklerin başında, konuşma yeteneği, yani dili gelmektedir. Dilin hayır ve şer olmak üzere, iki yönü vardır. Hayır olan yönü, Allah-u Zülcelâl’in rızasına doğru bir rehber gibi yol göstermesidir. Şer yönü ise bu yolda yürümek isteyen kimselere sürekli engel olmasıdır.
Dil, görünüş itibarı ile bir et parçasıdır. Fakat vücuttaki bütün azalar aslında dilin tasarrufu altındadır. Onun için denilmiştir ki:

“Her sabah, bütün azalar dile şöyle hitap ederler: ‘Ey dil; Allah-u Zülcelâl’den kork ve O’nun Resulünden utan. Önüne her geleni söyleyip de bizi mihnet, meşakkat ve azaba atma. Daima Allah-u Zülcelâl’e ve O’nun kullarına karşı doğru ol. Sen doğru olursan, biz de doğru oluruz. Eğer doğru olmazsan, sen de bizimle beraber ateşte yanarsın.”
Allah-u Zülcelâl dili serbest olarak yaratmıştır. Onun için insan dilini daima kontrol altında tutmak zorundadır. Hz. Ali radıyallâhu anhu şöyle demiştir: “Söz ağızdan çıkana kadar sahibinin esiridir; ağızdan çıktıktan sonra sahibi onun esiri olur.”

Bu sebeple, dili gıybet, yalan, koğuculuk, övünme, başkalarını kötüleme gibi çirkin sıfatlardan muhafaza edip; daima doğru konuşmak, Allah-u Zülcelâl’in zikrini yapmak, ilim okumak, insanları doğru yola çağırmak gibi Allah-u Zülcelâl’in rızasına giden yolda rehber olacak hayırlı işlerle meşgul etmek lazımdır.
İnsan şayet bunları yapamıyorsa onun için en hayırlı şey, sükût etmektir. Çünkü bu durumda konuştuğu her söz, Allah-u Zülcelâl’in rızasına giden yolda, önüne bir engel olarak çıkar. Nitekim Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem de bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Allah’a ve ahiret gününe iman eden, ya hayır söylesin ya da sussun.” (Buhari)

Allah-u Zülcelâl, dili konuşmak ve daima hakkı söylemek için yaratmıştır. Dil, bu işlerin dışında kullanıldığı takdirde, insan için çok tehlikeli olur. Onun için Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve-sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Kulun imanı, kalbi istikamet bulmayıncaya kadar doğru olmaz. Dili dosdoğru olmayıncaya kadar da kalbi istikamet bulamaz.” (İbn Ebi’d-Dünya)
Başka bir hadis-i şerifte ise şöyle buyurmuştur: “Hayır için konuşmanın dışında dilini tut. Çünkü şeytanı (ancak) bununla yenebilirsin.” (Buhari)

Hakikaten de insan, dili sayesinde hem mü’min olur hem de -neûzubillah- küfre düşebilir. Dil insan için hem cennet kapısı, hem de cehennem kapısıdır. Söylediğimiz her söz, kıyamet gününde harf harf önümüze konulacaktır. Çünkü Allah-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Oysa yaptıklarınızı bilen, şerefli kâtipler, sizi gözetlemektedirler.” (İnfitar; 10-12)

Bu nedenle, kıyamet gününde amel defterimizde pişman olacağımız şeyler görmek istemiyorsak, dilimizi iyi muhafaza etmemiz lazımdır. Yoksa ne dünyamıza ne de ahiretimize yarayacak sözlerle doldurduğumuz amel defterimiz, kıyamet gününde elimize verildiği zaman ne yaparız? Demek ki henüz fırsat varken, dilimizi hayra, Allah-u Zülcelâl’in zikrine, O’nun emir ve nehiylerini anlatmaya alıştıralım. Ancak bizim için kurtuluş budur.
Şunu unutmamak lazımdır ki her kim dilini tutar, onu muhafaza ederse Allah-u Zülcelâl de onun gizli hallerini örter. Bu yüzden denilmiştir ki: “Dilden daha fazla hapsedilmeye layık olan başka bir şey yoktur.”

Hz. Ömer radıyallâhu anhu şöyle demiştir: “Bir gün Hz. Ebu Bekir radıyallâhu anhuyu gördüm. Eliyle dilini sıkıca tutmuş kıvırıyordu. Ona dedim ki: ‘Ya Ebu Bekir! Ne yapıyorsun?’ Bana şöyle cevap verdi: “Bu beni çok zor ve tehlikeli işlere sokmuş!”

Bütün bunlardan anlaşılmaktadır ki dilin iyi veya kötü kullanılması, insanın kendi elindedir. Hayırlı işlerde kullanılırsa iyi olur. Kötü işlerde kullanılırsa hem dünyada hem de ahirette insanın başına bela olur. Dilin, insan için birçok afetleri vardır. Bu afetleri sırasıyla inceleyelim.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ