Renk seçin:


İnsanları, Kötülüklerden Arındıran Peygamber

İnsanları, Kötülüklerden Arındıran Peygamber

Allah-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede şöyle buyuruyor:

“O, ümmîlere kendi içlerinden, onlara Allah’ın ayetlerini okuyan, onları temizleyen, onlara kitab ve hikmeti öğreten bir peygamber gönderen Allah’tır.” (Cuma; 2)

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem, evvelki peygamberlerin getirdiği kitapların unutulduğu, insanların cahil ve ümmi bir hale geldiği bir zamanda gönderilerek onlara Allah’ın sevdiği tertemiz kullar olma yolunu gösterdi. Böylece insanların kalplerini küfür, şirk ve nifak kirlerinden temizleyip sahih imanla nurlandırdı. Azalarını da günahlardan, zulüm de kötülüklerden temizleyip takva ile salih amellerle, süsledi. Böylece kulları pisliklerden arındırıp tertemiz hale getirerek Allah-u Zülcelâl’e sevdirdi.

Peygamberimiz hem bedeni, hem kalbi temizliğe dair ilimleri öğreterek insanları maddi manevi kirlerden temizlemiştir. Efendimiz ashabına temizlik esaslarını öğretmek istediğinde şöyle buyurmuştu:

“Şu bir gerçek ki ben sizin babanız mesâbesindeyim, sizi terbiye ve tezkiye eder, ihtiyaç duyduğunuz bilgileri öğretirim…” (Ebû Davud; Tahâret, 4)

Tezkiye; temizlemek, temizlenmek manasına geldiği gibi, artmak, bereketlenmek manasına da gelir. Zekat kelimesi de aynı şekildedir; malın içindeki fakirin hakkı verildiği zaman mal temizlenir ve manevi olarak bereketlenir. Bunun yanında kişinin kalbindeki mal biriktirme hırsı, cimrilik, katı kalplilik gibi kötü ahlaklar da temizlenmiş olur. Kişinin ne kadar çok malı olsa da onu yerli yerince harcayamıyorsa ona ancak bekçilik ve hizmetkarlık etmiş olur. Ama kalbindeki cimrilik ve biriktirme hırsı temizlenince kul kendi malından hem kendisi faydalanır hem de başkalarını faydalandırır ve böylece ebedi saadete erişir.

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’in bize getirdiği emir ve tavsiyelerin hepsi böyledir. Bazı hükümler bedenimizin, bazıları ömrümüzün zekatıdır ve onları temizleyerek bereketlendirir. Mesela namaz kılmak için abdest alıyoruz, bedenimiz temizleniyor. Kıbleye dönüp, bir zaman Allah’tan başka her şeyle münasebetimizi kesmeye çalışıyoruz, böylece gönlümüzü temizlemiş oluyoruz. Namaz için biraz zaman ayırdığımız zaman ömür sermayesinin zekatını vermiş oluyoruz. Bununla ömür nimetini temizlemiş ve bereketlendirmiş oluyoruz.

Allah-u Zülcelal buyuruyor ki,

“Kim arınır, nefsini temizlerse, kendi menfaati için temizlenip arınmış olur. Sonuçta yalnız Allah’ın huzuruna varıp hesap vereceksiniz.” (Fatır; 18)

Kulun Allah’ın huzuruna çıkarken dikkat etmesi gereken en büyük temizlik, kalbin temizliğidir. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem bize kalplerimizi bozuk itikattan, kinden, nefretten, hasetten, kötü ahlaktan temizleyip Allah’ın razı olduğu muhabbetlerle, samimiyetle ihlasla süslemiştir. Bunun için de insanları kötü adet ve alışkanlıklardan uzaklaştırmış, iyilik ve ihsana yönlendirmiştir.

İnsanın içine konulmuş olan nefis, çok cahil ve zalimdir. Bu sebeple iyiyi kötüyü bilemez, kendine de başkalarına da zulmeder. Nefsi cehalet ve zulüm kirlerinden arındırmak için ilimle, tefekkürle, zikirle, güzel ibadetlerle tezkiye etmek lazımdır. Yoksa nefis daima kötülüğü emredecek bir yapıya sahiptir. Allah-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede bu hususa şöyle işaret ediyor: “Andolsun nefse ve onu Yaratana ki, O nefse (kötülüklerini göstererek ondan kaçınmayı) ilham etmiştir. Nefsini tezkiye eden, arıtıp kötü huy ve sıfatlardan korunan kişi kurtulmuş, onu kirleten ise hüsrana uğramıştır.” (Şems; 7-10)

İnsan ruhu, ilahi bir nefhadır. Tasavvuf âlimlerinden bazılarına göre, ruhun bedene bitişik olan, masivaya yönelmiş, süfli tarafı nefstir. Eğer nefsin bu karanlık yanını tezkiye edecek amellere devam edilirse, ruhani yön galip gelir ve insan masiva ve süfliyattan tamamen arınmış olur. O zaman nefis imanda yakine erer, Allah’ın muhabbetiyle mutmain olarak, seve seve kulluğa koşar hale gelir. İşte o zaman Allah-u Zülcelâl tarafından kendisine: “Ey mutmain olmuş nefs, sen O’ndan, O senden razı olarak dön Rabbine!” (Fecr; 27-28) buyurulur.

Nefsin bu kıvama erişmesinin yolu Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin getirdiği bütün emirleri yapmanın yanında, Ona tam bir mutabaatla uymak ve onun muhabbetiyle kalbi nurlandırmaktır. Allah-u Zülcelâl: “De ki, eğer Allah’ı seviyorsanız, bana uyun, ittiba edin ki, Allah da sizi sevsin, günahlarınızı bağışlasın.” (Al-i İmran; 31) buyurmaktadır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ