Renk seçin:


Kabir Azabından Kurtaran Şeyler

Kabir Azabından Kurtaran Şeyler

Abdurrahman bin Semurete (r.a) rivayetle:

Bir gün Resulullah (s.a.v) yanımıza geldi. Buyurdu ki:

Dün akşam acayip bir şey gördüm. Ümmetimden, ruhunu almak için kendisine melek’ül-mevt (ölüm meleği) gelen bir adam gördüm. Onun ana babasına yaptığı iyilikler, o meleği çevirdiler.

Ve ümmetimden, kabir azabına kapılmış bir adam gördüm. Onun aldığı abdestler gelip o azaptan onu kurtardılar.

Ve ümmetimden bir adam gördüm, şeytanlar etrafını sarmışlar. Onun Allah’a yaptığı zikir geldi, onu onların arasından kurtardı.

Ve ümmetimden, azap meleklerinin etrafını sardığı bir adam gördüm. Namazı gelip onu, onların elinden kurtardı.

Ve ümmetimden bir adam gördüm, susuzluktan ağzını açmıştı. Vardığı her havuzdan kovuluyordu. Sonra orucu gelip ona su verdi, onu doyurdu.

Ve ümmetimden bir adam gördüm; yanında peygamberler halka halka oturmuşlar. O adamın, yaklaştığı her halka onu kovuyordu. Sonra cenabetten yıkanması geldi, elinden tutup yanıma oturttu.

Ve ümmetimden bir adam gördüm, önü karanlık, arkası karanlık, sağı karanlık, solu karanlık, altı karanlık, üstü karanlık o karanlıklar içinde şaşırmıştı, sonra Hacc ve Umresi gelip onu o karanlıklardan kurtardılar. Etrafını nurlarla doldurdular.

Ve ümmetimden bir adam gördüm, müminlerle konuşur. Onlar onunla konuşmazdı. Sıla-ı Rahim geldi, “Ey müminler cemeati! Onunla konuşun.” Deyince onunla konuşmaya başladılar.

Ve ümmetimden birisini gördüm, eliyle ateşin alev ve kıvılcımlarını yüzünden kovuyordu. Sonra, verdiği sadakalar geldi, yüzüne bir örtü, başında gölgelik oldular.

Ve ümmetimden birisini gördüm, her taraftan gelen zebaniler onu yakaladılar. Adamın yaptığı emr-i bi’l- maruf nehy-i ani’l- münker gelip onu onların elinden kurtardılar, rahmet meleklerinin eline teslim ettiler.

Ve ümmetimden bir adam gördüm, dizleri üzerine çömelmiş, Allah ile onun arasında bir perde vardı. Güzel ahlakı geldi, elinden tuttu. Onu Allah’ın huzuruna bıraktı.

Ve ümmetimden sahifesi, sol eline verilmiş bir adam gördüm. Onun Allah’tan korkusu geldi, sahifesini sağ eline verdi.

Ve ümmetimden terazisi hafif kalmış bir adam gördüm. Yaptığı iyilikteki aşırılıklar gelip terazisini ağırlaştırdı.

Ve ümmetimden, cehennem kenarında olan bir adam gördüm. Onun Allah korkusu gelip onu kurtardı. Adam oradan geçti.

Ve ümmetimden bir adamı ateş içinde gördüm. Dünyada Allah korkusundan akan göz yaşları gelip onu ateşten çekti.

Ve ümmetimden bir adam gördüm. Sırat köprüsü üzerinde durmuş, hurma ağacının titrediği gibi titriyordu. Allah-a olan hüsn-ü zannı geldi. Titremesi durdu.  Adam köprüden geçti.

Ve ümmetimden, sırat köprüsü üstünde bir adam gördüm. Bazen yavaş yürür, bazen sürünürdü. Bana olan salavatları geldi, elinden tutup ayağa kaldırdılar ve adam geçti.

Ve ümmetimden bir adam gördüm. Cennet kapılarına varmış, fakat kapılar ona kapalı… “La ilahe illallah” şehadeti geldi, ona kapıları açtı ve onu cennete koydu.

Ve dudakları makaslanan bir halk yığını gördüm. “Ya Cibril kimdir bunlar?” dedim. O, dedi ki:

“Bunlar halk arasında koğuculukla gezen insanlardır.”

Ve dillerinden  asılmış, erkekler gördüm. “Kimdir bunlar” dedim Cibril dedi ki:

“Bunlar, mümin, kadın ve erlere haksız olarak iftira atanlardır.

 

(Tirmizi)

 

 

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ