Renk seçin:


Kadere İman Eden Kederden Emin Olur

Kadere İman Eden Kederden Emin Olur

Hz. Âişe radıyallahu anh annemiz anlatıyor:

Bir gün Rasulullah sallallahu aleyhi ve selleme:

– Ey Allah’ın Rasûlü, dedim, arkadaşlarımdan her birisinin bir künyesi var. (benim yok)

Künye, bir erkek veya kadının ilk çocuğunun ismiyle birlikte filancanın annesi veya babası diye anılmasıdır. Mesela Ebu Zer, Ümmü Derda gibi.

Hz. Âişe annemizin çocuğu olmamıştı, bu sebeple künyesi de yoktu. Hz. Âişe annemiz “Allah-u Zülcelal neden bana çocuk nasip etmedi?” diye sormuyordu. “Ya Rasulallah senin duaların makbuldür, neden bana dua etmiyorsun ki, Allah bana da evlat nasip eylesin,” de demiyordu. Gayet nazik bir şekilde, “Herkesin künyesi var, (benim yok)” diyerek derdini anlatıyordu.

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de ona şöyle buyurdu:

– Sen yeğenin Abdullah bin Zübeyr’i kendine evlat edinirsin ve onun ismine izafeten de künye alırsın.

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Hz. Âişe annemizi çok severdi. Ancak ona evlat versin diye Allah’a dua etmeyi değil, Allah’ın takdirine rıza göstermeyi öğretiyordu.

Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyor: “Kadere iman, kaygı ve üzüntüyü giderir.” (Münavî, Feyzu’l-Kadîr, 3/187)

Bu hadisi şerif, halk arasında “Men âmene bil kaderi, emine min el kederi” yani, “Kadere iman eden kederden emin olur,” şeklinde meşhur olmuştur.

Allah-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede şöyle buyuruyor:

“Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, onu daha yaratmadan önce, bir kitapta yazmış olmasın. Şüphesiz ki bu Allah’a çok kolaydır. Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir kimseyi sevmez.” (Hadid, 22-23)

Kadere İman Şarttır

Gerçekten de Allah-u Zülcelâl her birimiz için bir kader belirlemiş. Bizler belli bir anne babadan, belli bir tarihte, kız veya erkek olarak, çeşitli özelliklere ve yeteneklere sahip olarak dünyaya geliyoruz. Bunları biz seçmedik, herhangi bir şekilde hak etmedik, bu konularda elimizden hiçbir şey de gelmez. Sadece Allah-u Zülcelâl’in bizler için takdir ettiği hayat hikâyesinin içine doğuyor ve onun verdiği hislerle, düşüncelerle hareket ediyor ve bazı tercihler yapıyoruz.

Tercihlerimizi dahi ancak Allah’ın takdir ettiği birkaç seçenek arasından yapıyoruz ve çoğu zaman bu tercihlerimizde, içinde bulunduğumuz şartlar ile Allah’ın bize verdiği kişilik özelliği ve akli-ruhi yetenekler belirleyici oluyor. Bizi etkileyen şartların çoğunu Allah-u Zülcelal bizim için seçmiş, tayin ve takdir etmiş. Yaşayarak hissettiğimiz bu hakikate kadere iman diyoruz.

Kadere iman, sahih bir itikadın temel şartlarından biridir. Ehli sünnet alimlerine göre Allah-u Zülcelâl, küçük büyük her şeyi ezeli ilmiyle bilir, iyi kötü her şeyi kendi irade ve takdiriyle yaratır. Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

“Gaybın anahtarları Allah’ın katındadır. Onları ancak Allah bilir. Onun ilmi dışında bir yaprak dahi düşmez. Yerin karanlıkları içindeki bir tane, yaş ve kuru her şey levh-i mahfuzdadır.” (Enam, 59)

İnsan bu dünyada bir imtihan için bulunmaktadır. Ya kendisini yaratan Rabbine iman edip güvenecek, O’ndan gelene razı olacak ve bütün çabasını O’nun emirlerine uygun yaşayarak rızasını kazanmaya sarfedecek veya arzu istekleri için çabalayacak ve faydasız yere çaba sarf edecek sonunda yine ezeli takdire yenik düşecek.

Biraz düşünürsek başımıza gelen her şeyin, mükemmel derecede hikmetli bir bütünün, küçük bir parçası olduğunu anlayabiliriz. Bizim payımıza düşen bu parçanın nefsimize hoş veya nahoş gelmesi son derece önemsiz bir teferruattır. Allah-u Zülcelâl’in bir kuluna dünyada nimet vermesi ondan razı olduğunu göstermediği gibi, musibet ve mahrumiyetler de sevmediğini göstermez. Bunlar ezeli takdir iledir.

Mümin bir kul, Allah’ın kendisi için takdir ettiği şeylerden hoşuna giden nasiplere güzelce şükretmeli, nefsine hoş gelmeyen takdirine “Mutlaka bunda da bizim bilmediğimiz bir hayır vardır,” diye sabretmelidir. Bu şekilde düşünmek insanın kalbine huzur verir.

İslami Hayat Dergisi

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ