Renk seçin:


Kalplerimiz Aynadır

Kalplerimiz Aynadır

Peygamber Efendimiz, ‘’Dünyada paslanan her şeyin bir cilası vardır. Kalbin cilası ise zikrullah’tır’’  buyurmuştur. Zikrullah kalplerimizi sağlıklı tutan ilaçtır.

Abdülkadir Geylani Hz. şöyle yazar, ‘kalbin cilalı bir aynadır. Onun üstünde birikmiş olan toz perdesini silip temizlemen gerekir çünkü onun kaderinde ilahi sırların nurunu yansıtmak vardır.’

Bir aynanın işlevi bir şeyler yansıtmaktır. Kalplerimiz ne yansıtıyor? ‘’İlahi sırların nuru’’ ne demektir?

Mesnevi-i Şerif’te Hz. Mevlana büyük bir sanat müsabakasını anlatır. Sanatçılardan oluşan iki takım finale kalır. Çinli takım, girift taraşımlar ve gayet teferruatlı minyatürleri birleştirmek suretiyle enfes bir sanat örneği ortaya koymuştur. Yunanlı sanatçılar ise basit ama zarif bir sanat eseri ortaya çıkartmışlardır.

Her iki gruba da şaheserlerini yapmaları için saratın birbirlerine bakan birer duvarı tahsis edilmiştir. Çinli sanatçılar, kendilerine verilen duvarı inanılmaz derecede zengin ve karmaşık motiflerle doldurmuşlardır. Daha fazla altın varak, kıymetli taşlar ve nadir renk tonları talep edip durmuşlardır. Yunanlılar ise kendi duvarlarının önüne bir perde çekmiştir. Kıymetli taşlar ve fantezi renk tonları yerine Yunan sanatçılar zımpara, ponza taşı ve sair temizlik ve cila maddeleri talep etmişlerdir.

En sonunda padişah ortaya koydukları sanatı değerlendirmek için gelmiştir. Evvela çinli sanatçıların duvarını incelemiştir. Çinliler kesinlikle enfes bir şaheser ortaya koymuştur. Bütün duvar göz alıcı parlaklıkta manzaralar, hayvanlar, bitkiler sular ve dağlar ile doludur. Nefes kesecek derecede güzeldir. Padişah, ‘’Bu muazzam bir eser, hayatım da bu kadar güzel bir şey görmedim!’’ demekten kendini alamaz.

Sonra Yunanlılar kendi duvarlarının önünde duran perdeyi indirirler. Duvar bomboşur fakat öylesine mükemmel cilalanmıştır ki diğer duvardaki eseri yansıtmaktadır. Her nasılsa yansıyan görüntü orijinalinden daha da enfestir.

Bu hikaye, içimizdeki tozları ve kirleri gidermek için kendimizi cilalamanın önemini resmetmemektedir. Genelde daha fazla, şey eklemeyi –daha çok biriktirmeyi, daha çok şey yapmayı, duvara daha çok renk katmayı, şuradaki zambağı, mesela, daha çok yaldızlamayı vurgularız…  bu hikayede ki Yunanlı sanatçılar, böylece bunların yerine kendimizi temizlememiz gerektiğini, böylece kalplerimizin tertemiz, mükemmel aynalar haline geleceğini hatırlatmaktadır. Allah’ın huzurunu yansıtan kalplerden daha güzel bir şey yoktur.

Mükemmel bir haline gelmiş bir zihin ise kesinlikle kıpırtısız, sakin bir göle benzetilmiştir. Böyle bir göldeki herhangi bir yansıma mükemmeldir ama oraya bir tanecik bile çakıl taşı düşse, görüntü bozulur. Mükemmel bir ana olmak iç sükunet ve durgunluk gerektirir.

Kalplerimiz sükunete erebilir mi? Kendi nefsani gündemlerimize, ön yargı ve şartlanmalarımıza bağlanmaksızın bu dünyada var olabilir miyiz? Sükunete ermiş kalplerimiz, önümüzdeki tecelliyatı doğru bir şekilde yansıtabiliyor mu?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ