Renk seçin:


Kendimizi Allah’a karşı kusurlu görelim

Kendimizi Allah’a karşı kusurlu görelim

Gördüğümüz nimetler gibi, göremediğimiz nimetlere de şükretmemiz lazım. Bu zamanda bize iman nasip olmuş olmasına, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin ümmetinden yaratılmış olmamıza, bize tevbe nasip olmasına, iyilerle beraber olmayı nasip etmesine, bu manevi nimetlerin hepsine de şükretmemiz lazım, hamd-ü sena etmemiz lazım.

Şükrettiğimizi göstermek için de ibadetimize, zikrimize, İslam’a, hizmetimize, taatimize sarılmamız lazım.

Yapmadığımız zaman da nefsimizi önümüze koyup onunla muhasebe etmemiz lazım, onu hesaba çekmemiz lazım. Nefsimize şöyle nasihat etmemiz lazım: “Ey nefsim sen bu dünyada böyle yaşıyorsun ama ahirette esir gibi olacaksın. Titreyeceksin Allah’ın huzurunda. Bak sen Müslümanların kalplerini kırıyorsun, onları incitiyorsun. Bu halin ne olacak?”

İmam Şafi rahmetullahi aleyh buyurmuş: “Kim bir müminin kalbini kırarsa sanki Kâbe’yi yıkmış gibi olur, hatta bundan daha büyük bir hatadır.” Bir müminin kalbini kırınca, İslam ahlakına göre, manevi olarak böyle zararlı bir iş yapmış oluyor.

Nefis öyle işe yaramazdır ki zannediyor ki, sanki bu işi yapmakla padişah olmuş! İşte nefsimize dememiz lazımdır ki: “Sen kendini beğeniyorsun, hâlbuki hata yaptın ve bu amelinde bizi ahiret gününde cehenneme atacaksın.” İşte böyle diyerek nefsimizle hesap görmemiz lazım.

Nefis hain bir ortak gibidir. Hain ortak seni iflasa götürmüyor mu? Her gün bir kenardan bir şeyler çalıyor, o tüccarın sermayesini bitiriyor. Nefis de aynen böyledir, senin ömür sermayeni her gün kendi heva ve hevesi için harcıyor, bitiriyor.

Bu sebeple dikkatli olmamız lazım. Allah-u Zülcelal’e karşı çok aciziz, fakiriz, muhtacız. Onun lüftuna, rahmetine çok ihtiyacımız var. Onun için onun karşısında kendimizi çok fakir görmemiz lazım ve ona çok yalvarmamız lazım. Zengin olsak da Allah’a muhtacız biz. Görüyorsunuz, nice zenginler var ki, hastalanıyor, Allah’a muhtaçtır. Sonunda o da ölecek, yine Allah’a, Allah’ın affına, rahmetine, muhtaçtır.

Bir insan çok zengin olsa, dünya onun olsa, dünyadaki bütün insanlar onun hizmetçisi ve kölesi olsa, yine Allah’a muhtaçtır. Fakirin muhtaç olduğunu zaten herkes görüyor, malı yoktur, ama zengin de muhtaçtır. Onun için ister zengin olalım ister fakir olalım, Rabbimize ne kadar muhtaç olduğumuzu idrak edelim. Bu bizim için tek çaredir.

Bir de tek çaremiz tevbedir. Her halimizden tevbe edelim. Allah’a karşı kendimizi çok kusurlu görelim. Bakın İmam Gazali ne buyuruyor. Belki de inanmayacaksınız. Buyuruyor ki: “Bir kişi namaz kılsa, namazında huşu ile secdeye gitse ve gözyaşlarıyla yalvarsa sonra dese ki ‘Ben şöyle şöyle secde ettim ve Rabbimin rızasına kavuştum’ O kişinin o halindeki kibir ve ucub günahını bütün dünya halkına dağıtsanız, hepsini helak etmeye yeter.” Neden? Çünkü Allah kulunun üstünde öyle hak sahibidir ki, kimse “Ben O’na layık ibadet ettim” diyemez.

Bunu Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve selem de söylüyor. Buyuruyor ki: “Allah-u Zülcelal benimle ve Meryem oğlu İsa’yla inceden inceye hesap görse, sonra kulluğumuz ve vazifelerimizde kusur görüp azab etse, bunda zulmetmiş olmaz.”

Allah’ın kulu üzerinde hakkı o kadar çoktur, kimse yerine getiremez. Biz nerede, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem nerede…

Bizim ibadetimiz nasıldır biliyorsunuz, namaza duruyoruz aklımız çarşıya pazara gidiyor. Hz. İsa ölüleri diriltiyordu, kabirden çıkarıyordu. Öyle olduğu halde onlar “Allah’ın hakkını yerine getirdik,” diye düşünmüyorlardı.

Öyleyse bizim, “Benim bunca gafletim, hatam varken bu ibadetim Allah-u Zülcelal’e layık değildir. Ya Rabbi özür dilerim. Ya Rabbi sana yalvarıyorum, bana affu mağfiret et!” diye dua etmemiz, yalvarmamız lazım. Eğer böyle yalvarırsak Allah bizi affedecektir inşallah çünkü Allah affı seviyor.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ