Renk seçin:


Mirac’ın Manevi Mucizesi

Mirac’ın Manevi Mucizesi

Mekke şehri bugünlerde her zamankinden daha hüzünlü… Çünkü Allah’ın en sevgili Kulu ve Resulü, çok zor günler geçiriyor. Peygamber -aleyhisselatüvesselam- en yakınlarını, sadakat abidesi Hz. Hatice’yi ve ona babalık eden amcası Ebu Talib’i kaybettiği bu yıla “Hüzün Yılı” adını verdi.

Öte yandan tehlike çemberi de gittikçe daralıyor. Taif şehrinden umutları kırılmış bir vaziyette döndüğünden beri tehditler o kadar arttı ki artık Mekke sokaklarında dolaşamıyor…

Fakat Rabbine olan sapasağlam imanı sayesinde umudunu hiç yitirmiyor. Mademki bu vazifeyi ona Rabbi vermiştir öyleyse ona bir yol açacaktır. Buna kesinlikle güveniyor. Güveni de boşa çıkmıyor.

Bir gece… Allah Resulünün gizlice Kâbe’ yi tavaf ettiği ve amcası Ebu talibin mahallesinde oturan amcakızı Ümmü Hani’nin evine misafir olduğu o gece…

Cebrail -aleyhisselam- Allah Resulünün huzuruna geliyor. Ama bambaşka bir geliş bu… Çünkü bu gelişinde Cenab-ı Hakk’ın davetini getiriyor. Âlemlerin Rabbi, Kendisine gönül dolusu imanla inanan ve tam teslimiyetle tevekkül eden kulunu, huzuruna davet ediyor!

Ne muhteşem bir şeydir bu!

Peygamber -aleyhisselatüvesselam- o geceye kadar, Cebrail -aleyhisselam-‘ın de kendisine getirdiği gayb haberlerine bizler gibi, görmediği halde iman etmişti. Hem de öyle bir iman etmişti ki, iman ettiği akideyi insanlara tebliğ etme yolunda her cefaya katlanmıştı. İşte bunun mükâfatı olarak, o gaybî haberleri gözüyle görmek gibi bir mükâfata kavuşuyor. Böylece iman edenlere Cenabı Hakk’ın vaadinin hak olduğunun canlı şahidi oluyor.

Hem Peygamberimiz -sallallahu aleyhi ve sellem- Cenab-ı Hakk’ın ona indirdiği emirlere harfiyen ittiba’ ederek o kadar yüce bir makama erişiyor ki, onun gibi Rabbinin emirlerine itaat eden kulların da, vaat edilen yüceliklerden ve mükâfatlardan kendince bir hisse sahibi olacağına adeta kefil oluyor. İşte bu sebeple miracın ümmet tarafından doğru anlaşılması gerekiyor.

Bunun şuurunda olan Osmanlı, her Mirac Kandili’nde bu esrarlı hatırayı yâd etmek için hususi merasimler tertip etmiştir. Miraciye adlı eserlerin güzel sesli mevlithanlara okutulduğu ve büyük bir vecd içinde dinlenildiği bu merasimler, her neslin Peygamber Efendimizin yaşadığı bu ulvi tecrübeyi öğrenmesine vesile olmuştur. Zaten mirac öyle büyük bir hadisedir ki onun sadece Peygamberin hayatında yaşanıp bitmesi, bir daha anılmaması, anlatılmaması, kutlanmaması düşünülemezdi.

Ne yazık ki bugün o manevî heyecanları unuttuk. Mirac gecesinin hediyesi olan namazlarımızda neden huşû hissetmediğimizi düşünüyoruz ama huşû duygusunu mayalayacak tecrübelerden mahrum kaldığımızı fark edemiyoruz. Yeniden o manevî halleri yakalayabilmemiz dileğiyle hepimizin Mirac Kandili mübarek olsun.

İslami Hayat Dergisi
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ