Renk seçin:


Mü’min kafir karşılaşması

Mü’min kafir karşılaşması
  • Siz kimsiniz?
  • Sizce kafir!
  • Ne istiyorsunuz?
  • Sizinle konuşmak…
  • Sebep?
  • Bakalım kim kimi mat edecek?
  • Buyurun, şu iskemleye oturun. Ben bu zamana kadar altı türlü kafir gördüm: Topyekun bütün dinleri ve Allah’ı inkar edenler… Allah’ı kabul edip peygamberlerini inkar edenler… Allah’ı kabul ile bazı peygamberleri inkar edenler… Müslümanlığı kabul eder gibi olup onun bazı emir ve yasaklarına itiraz edenler… Müslümanlığı sözde kabul edip onu bu asra göre yenileştirmek ve değiştirmek icap ettiğini iddia edenler… Müslümanlık iddia edip onu olduğundan başka türlü göstermek isteyenler… Siz, bunlardan hangi zümreye mensupsunuz?
  • Ay, bunların hepsi sizce kafir mi?
  • Hepsi!..
  • Ben sırasına göre bunlardan ayrı ayrı hepsine ortağım!..
  • Demek siz bütün şubeleriyle kafirsiniz! Fakat bu birbiriyle barışmaz şubelere yayılı ve bu kadar dağınık olmak, küfür davanızda zaaf ve tezat teşkil etmez mi?
  • Bilakis… Ben her şeyden evvel Allah’ı inkar ediyorum! Namütenahi bir cehd sarfederek muhal farz, O’nu kabul eder gibi olsam, peygamberleri kabul edemeyeceğimi anlıyorum. Allah’ı ve bazı peygamberleri kabul etsem, bazılarını redde mecburum! Hepsini bilhassa sonuncusunu kabul edip Müslümanlık çerçevesine girsem, onun birçok emir ve yasaklarını manasız ve mantıksız buluyorum! Onları da sineye çeksem, Müslümanlığın bu asra göre mutlaka yenileştirilmesi ve değiştirilmesi zaruretini görüyorum! Ve, yine farz-ı muhal, tam bir Müslüman olsam, hiçte Müslümanlığı sizin anladığınız gibi kavrayamayacağımı kavrıyorum! Görüyorum ki, benim inkarım başından sonuna kadar tezatsız bir bütün ifade ediyor. Düşünün… ben gerçek iman adına sizin varmış bulunduğunuz noktaya, ayrı ayrı hepsini muayeden geçirmiş olmak şartıyla, ne kadar uzağım!..
  • Siz bütün dünya felsefeleriyle beraber, bir çok dinleri ve bilhassa Müslümanlığı, en ince ve en mahrem noktalarına kadar biliyor musunuz?
  • İnanın ki, bütün bunlarla beraber, Müslümanlığı, değme islam alimlerinden daha iyi tanıyorum!
  • Öyleyse, sizinle uğraşırken, küfür üniversitesinin her fakültesiyle ayrı ayrı meşgul olmak icap edecek…
  • Fena mı? Memnun olun! Eğer bende, küfür ismini verdiğiniz hadiseyi olanca zenginlik ve çeşitleriyle bulursanız, siz de terazinin öbür kefesine en hususi manadaki imanınızın bütün dirhemlerini atmak fırsatını elde etmiş olursunuz! Ve bakalım, hangi kefe ağır gelir?
  • Yeryüzünde en ahmak müminin, en ahmak anında Allah bedaheti ve kalbinden fışkırtacağı Allah lafzı, sizin o zengin kefenizi berhava etmeye yeter ama, pekala, size mevzu mevzu cevap vermeyi kabul ediyorum! Önce şu teşhisle işe başlayalım: siz kendinizi tezatsız görme noktasında ayrılıkların en yırtıcıları arasında parçalanmış ve her şeyden evvel nefsinizi murakabeden uzak kalmış bir yaratılış temsil ediyorsunuz! Ve yanlışa inanmak şöyle dursun, inanmaya inanma haysiyetin elden kaçırmış bulunuyorsunuz. Aydın geçinen nice kafir gibi, siz şunu bunu değil, doğruyu inkar makamındasınız. Sin insanı inkar ediyorsunuz.
  • İnsan nedir?
  • Allah’ın aynası…
  • Neye memurdur?
  • Mukaddes emanete…
  • Mukaddes emanet ne demektir?
  • Allah’a ermek sırrı…
  • Nasıl erilir?
  • Kullukla…
  • Kulluk nasıl olur?
  • Allah’ın emir ve yasaklarına baş keserek…
  • Bu kadarı erdirir mi?
  • Ermenin ilk basamağına çıkarır…
  • Sonraki basamaklar?
  • Ruhta ve ruhun hayatında…
  • Bu dünyadan gaye?
  • Hiç’ten hep’e ve ölümden ölümsüze geçmek ve davanın kadro rejimini kurmak…
  • Bu yolu kim gösterir?
  • Peygamber…
  • Bu işin ismi?
  • Din…
  • Bu işin kitabı?
  • Allah’ın kelamı…
  • Ya öbür peygamberler?
  • Hepsi kendi zamanında ve mekanında hak…
  • İslamın ki?
  • Her zaman ve mekanın Mutlak Resulü…
  • O’ndan sonra peygamber gelemez mi?
  • Ne de mutlak manasıyla O’ndan evvel gelebilirdi.
  • O zaman herhangi içtimai sisteme yer yok mudur?
  • O’na bağlanmak ve O’ndan olmak şartıyla her sisteme yer, hatta emir vardır…
  • O, beşerin bütün verim hakkını inhisar altında mı tutuyor?
  • O, beşerin bütün verim hakkını Allah’ın kendisine lütfettiği sonsuzluk buutları içinde, uzayabildiği kadar uzamaya davet ediyor ve bu davetin inhisarını elinde tutuyor.
  • Siz, bakılınca görülemeyecek kadar geri bir mazisiniz!
  • Biz, gerçekten, bakılınca görülemeyecek kadar ileri bir istikbaliz!

Necip Fazıl Kısakürek

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ