Renk seçin:


Musibet Anında Ne Yapmalıyız?

Musibet Anında Ne Yapmalıyız?

Bir kimse, başına bir bela veya musibet geldiği zaman unutmamalıdır ki;

1 – Her bela ve musibetin daha büyüğü vardır. Çünkü Allah-u Zülcelâl’in takdiri sonsuzdur. Bu bela ve musibeti kat kat arttırmasına hiç kimse engel olamaz. Onun için bu bela ve musibetin daha büyüğünü vermediği için Allah-u Zülcelâl’e şükretmek lazımdır.

Bela ve musibete şükredene mükâfatını fazlası ile verecektir. Nitekim Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi vesellem bir hadis-i şeriflerinde;

“Bir kadının çocuğu öldüğü zaman, Allah meleklerine şöyle buyurur;

– “Kulumun yavrusunun canını aldınız değil mi? Melekler;

– “Evet” diye cevap verirler. Allah-u Zülcelâl;

– “Siz onun kalbinin meyvesini kabzettiniz. Kulum ne dedi?” diye sorar.
Melekler;

– “Sana hamd etti ve biz Allah içiniz ve ona döneceğiz’ dedi.” diye cevap verirler. Allah-u Zülcelâl,

– “Öyleyse o kulum için cennette bir bina yapın ve (o binaya) hamd evi adını verin.” (Tirmizî) buyurur.

2 – Bedenine isabet eden bir bela ve musibetin, dinine isabet etmediği için şükretmelidir. Çünkü Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi vesellem daima;

– “Ya Rabbi! Musibetimizi dinimize isabet ettirme.” (Tirmizî) diye dua ederdi.

3 – Dünyadaki bela ve musibetlerden kurtulmanın çaresi vardır. Ama bu bela ve musibetler ahirette gelmiş olsa kurtulmak imkânı olmazdı. Çünkü oranın bela ve musibeti devamlıdır. Onun için bela ve musibetleri ahirete bırakmadığı için Allah-u Zülcelâl’e şükretmek lazımdır. İşte, bunları bilen kimse, başına gelen bela ve musibetleri bir nimet olarak görüp Allah-u Zülcelâl’e şükretmelidir.

Allah-u Zülcelâl, kullarına karşı daima şefkat ve merhametlidir. Onun için kullarının nimetlerini ta ölünceye kadar, üzerlerinden eksiltmez. Nitekim Hasan bin Ali radıyallâhu anhu şöyle demiştir;

– “Ya Rabbi! Bana nimet verdin, ama beni şükreden bir kul olarak bulmadın. Bana bela ve musibet verdin, ama beni sabreden bir kul olarak bulmadın. Buna rağmen, ne şükretmediğim için nimetini geri aldın, ne de sabretmediğim için bela ve musibetin şiddetini arttırdın. Zaten Kerim olandan, keremden başka ne beklenir ki!”

Hangi durumda bulunursak bulunalım, daima Allah-u Zülcelâl’e şükretmemiz lazımdır. Çünkü Allah-u Zülcelâl bir ayet-i kerimede;

“Görmediniz mi? Allah, göklerde bulunan ve yerde olan her şeyi size boyun eğdirdi, nimetlerini gizli ve açık olarak size bolca verdi.” (Lokman; 20) buyurmuştur.

Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem de bir hadis-i şeriflerinde;

– “Cennete ilk çağırılacak olanlar, her halükarda Allah-u Zülcelâl’e hamd edenlerdir.” (Suyuti) buyurmuştur.

Ben şükürden uzaklaşmanın en büyük sebebini şöyle görüyorum; Allah-u Teâla’nın kuluna verdiği bir nimetin, sanki o nimet kendi kendine geliyormuş gibi, Allah-u Teâla tarafından geldiğinden gafil kalması, şükürden uzaklaşmaya bir sebeptir.
Bir insan bize bir hediye verdiği zaman, hemen ona teşekkür ediyoruz. Allah-u Teâla bizlere bu kadar nimet verdiği halde, O’ndan geldiğinden gafil olduğumuz için şükretmiyoruz. Bunun Allah-u Teâla tarafından geldiğini bilmemiz lazımdır ki, şükrünü eda edelim.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ