Renk seçin:


Namaz Kılmayanın Vay Haline

Namaz Kılmayanın Vay Haline

Namazın ibadetler içindeki mevkîi ve ehemmiyeti o derece yüksektir ki, hastalık, yolculuk vb. fevkalâde durumlarda bile terk edilmesine izin verilmemiş, buna karşılık edâsı hususunda bazı kolaylıklar sağlanmıştır.

namazı bilerek ihmal edenlerin, Allah’ın himâyesinden çıkacağı bildirilmektedir. Böyleleri, dünyada tehlikelerle yüzyüze oldukları gibi âhirette de şiddetli bir azâba çarptırılırlar. Onların âhiretteki acı âkıbetini Resûlullah şöyle tasvîr eder:
“Bu gece rüyâmda iki melek gelerek beni kaldırdılar ve «haydi gidiyoruz» dediler. Ben de onlarla beraber gittim. Yanı üzerine yatmış bir adamın yanına vardık. Başka biri de elinde kocaman bir kaya ile onun başında duruyordu. Kayayı, yatan adamın kafasına vurup eziyor, taş bir tarafa yuvarlanınca arkasından gidiyor ve taşı alıp getiriyordu. O gelinceye kadar diğerinin kafası da iyileşerek eski hâline geliyordu. Adam, önce yaptığını aynen tekrarlayarak, yerde yatanın başını her defasında ezip duruyordu.
Yanımdaki iki meleğe:
«–Sübhânallâh, bunların hâli nedir?» diye sordum…
«–Anlatalım» dediler:
«–Kafası taşla ezilen adam var ya, o, Kur’ân’ı öğrendiği hâlde onu terk eden ve uyuyarak farz namazın vaktini geçiren kimsedir…” (Buhârî, Ta’bîr, 48; Cenâiz, 93)
Kur’ân okuyarak onunla amel etme hususunda ağır davranan ve uykuya yenik düşerek yatsı ve sabah namazının vaktini geçiren kimselerin âhirette göreceği çetin azap, Peygamber Efendimiz’e rüyâsında gösterilmiş, o da merhametle üzerine titrediği ümmetini îkaz buyurmuştur. Hiç şüphesiz, peygamberlerin rüyâsı haktır ve sâdık rüyâdır. Bu sebeple rüyâya istinâden anlattığı şeyler de aynen kabul edilmelidir.
Namaz kıldığı hâlde ihmalkâr davrananların hâli böyle olursa, ya hiç kılmayanların hâli nice olur, bir düşünmek lâzımdır?!
Hadis-i şeriften, ibadetlerin en şereflisini terk eden insanların, en şerefli âzâları olan başlarıyla azâp göreceği anlaşılmaktadır.
Âyet ve hadislerdeki bu îkazlar sebebiyle ashâb-ı kirâm, namaza çok ehemmiyet vermişlerdir. Meselâ Hz. Ömer (r.a), vâlilerine şöyle yazmıştır:
“Benim katımda en mühim işiniz namazdır. Kim onu ahkâmına riâyet ederek güzelce kılar ve vakitlerine dikkat ederse, dînini korumuş olur. Kim de namazı ihmal edip yitirirse, dînin diğer emirlerini daha çok ihmal eder.” (Muvatta’, Vukûtu’s-Salât, 6)
Misver bin Mahreme (r.a) şöyle anlatır:
“(Hançerlendiği zaman) Ömer’in yanına gittim. Üstüne bir örtü örtmüşler, kendinden geçmiş vaziyette yatıyordu.
Yanında bulunan kişilere:
«–Durumu nasıl?» diye sordum.
«–Gördüğün gibi…» dediler.
«–Namaza çağırın! Onu namazdan başka hiçbir şeyle korkutup uyandıramazsınız!» dedim.
Bunun üzerine:
«–Ey Mü’minlerin Emîri, namaz!» dediler.
Hz. Ömer (r.a) hemen:
«–Evet, vallâhi namazı terk edenin İslâm’dan nasîbi yoktur» diyerek ayağa kalktı ve yarasından kanlar akarak namazını kıldı.” (Heysemî, I, 295. Ayrıca bkz. Muvatta’, Tahâret, 51; İbn-i Sa’d, III, 35)
Bu misâller, dînin ihyâsında namazın ne kadar ehemmiyetli bir yer tuttuğunu gözler önüne sermektedir.
Namaza önem vermek, dînin mâhiyetini idrâk ile doğru orantılıdır. Dînî şuurda azalma olduğunda, bu hemen namazdaki dikkat ve titizliğe yansır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ