Renk seçin:


Nefsinden hala kokusu geliyor

Nefsinden hala kokusu geliyor

İbrahim b. Edhem, Belh sultanıydı. Bağdat’ta tanıdığı bir mürşidin gönül dergahına girmek için bütün saltanatını bıraktı ve çektiği sıkıntılardan sonra mürşidini ziyarete niyetlendi…

Yaşadığı imtihanlar, çektiği sıkıntılardan sonra İbrahim b. Edhem sevgili mürşidini görme hasreti ile yanıyordu.  Bağdat’a mürşidini görmek için niyetlendi. Bağdat dört kapısı olan surlarla çevrili bir şehir idi. İbrahim b. Edhem ilk kapıya geldiğinde yolunu kesen bir grup insan ile karşılaştı. İbrahim onların arasından geçmeye çalıştı ama nafile, o grup bir hat oluşturarak onu şehrin dışında tuttular. Kavgaya tutuşmak yerine bir sonraki kapıya yöneldi. Ve orada da yolunu kesen bir grup insan gördü. Sonra üçüncü ve nihayet dördüncü kapıya gitti.

Şehrin bütün kapıları tutulmuş olduğunu görünce ‘’Af buyurun canlar ama Efendimi görmem lazım; vazifem!’’ diyerek dördüncü kapıda da oluşturulmuş hattı yarmaya çalıştı. Setti yarmaya çalışırken aşırı gayrete gelen bir genç İbrahim b. Edhem’in bacağının arkasına feci bir tekme attı. Bacağını kanattı ve muazzam bir acıya sebep oldu atılan tekme. İbrahim b. Edhem kızmadı, sakin bir şekilde döndü ve, ‘’Kardeşim, benim kim olduğumu biliyor musun? Ben senin ihvan kardeşim Derviş İbrahim b. Edhem’im. Belh sultanı olan İbrahim değil…’’ dedi.

O grup insan da dergaha geldi ve mürşidi İbrahim b. Edhem’e başından geçenleri anlatmasını istedi.

‘’Bir grup insan şehrin bütün kapılarını tutmuşlar, girmeme müsaade etmediler. Artık dördüncü kapıda, oluşturdukları hattı yarmadığım takdirde sizi gelip görmeye muvaffak olamayacağımı anladım. Yaptığım için onlardan özür dilerim.’’

‘’Başka ne oldu?’’

‘’Hepsi bu kadar.’’

Şeyh başka ne olduğunu bu sefer diğer insanlara sordu.

Genç birisi İbrahim b. Edhem’i tekmelediğini isteksiz bir şekilde itiraf etti. İbrahim’in kendisine kızmadığını ve sadece arkasına dönerek kendisinin onun ihvan kardeşi olduğunu, artık Belh sultanı olmadığını söylediği aktardı.

Şeyh yarım bir tebessümle İbrahim’e döndü, ‘’Ah evladım… Sultanlığın  kokusu nefsinden hala çıkmamış…’’ dedi.

Geçmişimizi silmek kolay değildir. Kim olduğumuzu ve kim olmadığımıza dair ne düşündüğümüzü kendimize sormak mükemmel bir fiildir. ‘’Artık Belh sultanı değilim’’ ile ‘’Ah oğlum sultanlığın kokusu hala nefsinden çıkmamış!’’ deyişini hep hatırlamak lazım. Kim olduğumuza dair sahip olduğumuz inanışları fark edebilmek çok önemlidir. Birçoğumuz sözde ‘’kimlik’’lerimize mala mülke bağlı olduğumuzdan daha çok bağlıyız.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ