Renk seçin:


Öldürmeye Gelen Hayat Buluyordu..

Öldürmeye Gelen Hayat Buluyordu..

Umeyr b. Vehb azılı bir müşrikti. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi veselleme ve müslümanlara çok işkence etti. Bedir Gazvesi’nde aldığı ağır yara yüzünden öldüğü sanıldı; fakat gece yarısı kendine geldi. Ölülerin arasından sıyrılarak güç bela Mekke’ye döndü. Bu savaşta oğlu esir alınıp Medine’ye götürülmüştü. Zamanla Umeyr’in yaraları iyileşti. Fakat içindeki islam düşmanlığı daha bir koyulaştı.

Bir gün amcazadesi Safvan b. Ümeyye ile Hicr mevkiinde oturmuş, Bedir’de yakınları hakkında konuşuyorlardı. Umeyr:
– Şayet şu borçlarım, arkada da çocuklarım olmasaydı, atıma atlar, Medine’ye varır. Muhammed’i öldürürdüm. Oğlumun ellerinde esir olması da bu iş için iyi bir bahanedir, dedi.

Safvan çok zengin bir müşrikti. Bedir’de kaybettiği yakınlarını düşünerek, “Onlardan sonra yaşamanın ne kıymeti var!” diye söylenip duruyordu. Umeyr’in bu sözleri, onun gönlünde yanan intikam ateşini yeniden tutuşturdu. Amcazadesinin ellerine sarıldı:

– Şayet Muhammed’i (sallallahu aleyhi vesellem) öldürürsen senin bütün borçlarını ben öderim. Çoluk çocuğuna da benimkilerle birlikte ölene kadar gül gibi bakarım, dedi.

Umeyr’in istediği de buydu:

– Peki öyleyse, dedi. Fakat bu anlaşmamızı gizli tut! Sakın kimseye söyleme, diye de tenbih etti.

Umeyr kılıcını bileyip, zehirledi. Atına atlayıp Medine’nin yolunu tuttu. Medine’ye varıp Mescid-i Nebevî’nin kapısına dayanınca Hz. Ömer radıyallahu anh telaşlandı:

– Bu Allah düşmanı Umeyr’dir. Buraya mutlaka bir kötülük yapmak için gelmiştir, diyerek Hz. Peygamber’in huzuruna vardı ve durumu arzetti. Seyyid-i Kainat efendimiz:

– Onu bana getirin, buyurunca Hz. Ömer geri dönüp Umeyr’in yanına geldi. Umeyr’in boynundaki kılıcı kayışından tutup göğsünde topladı. Oradaki Ensar’a:

– Hz. Peygamber’in yanına gidin. Bu herif buraya boşuna gelmemiştir, dedi. Umeyr’in boynundaki kılıcı sımsıkı yakalamıştı.

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem tekrar seslendi:

– Onu bırak, Ömer! Sen de yakın gel, Umeyr! buyurduktan sonra, oraya niçin geldiğini sordu. Sonra da aralarında şu konuşma geçti:

– Oğlum elinizde esir. Bir iyilik edip onu bırakasınız diye geldim.

– Öyleyse şu boynundaki kılıç ne?

– Öyle kılıç olmaz olsun! Bize ne faydası dokundu ki!

– Bana doğru söyle! Buraya niçin geldin?

– Dedim ya, oğlumu sizden istemeye geldim.

– Peki öyleyse, Hicr mevkiinde Safvan b. Ümeyye ile yaptığınız anlaşma neydi?

Umeyr birden ürktü. Kekelemeye başladı:

– Ne konuşmuşuz Safvan’la? diye sordu. Resül-i Ekrem sallallahu aleyhi vesellem efendimiz şunları söyledi:

– Bedir’de kuyuya atılan kimselerden bahsettiniz. Sonra sen, borcum ve çocuklarım olmasaydı gider Muhammedi (sallallahu aleyhi vesellem) öldürürdüm, dedin. Safvan borcunu ödemeyi, çocuklarına bakmayı üstlendi. Sen de kalkıp geldin. Fakat Allahu Teala yapmayı düşündüğün işe izin vermeyecektir.

Fahr-i Kainat sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz konuştukça Umeyr renkten renge giriyordu. Sonra Kelime-i şehadet getirmeye başlayarak dedi ki:

– Bu konuyu sadece Safvan’la ikimiz konuşmuştuk. Yanımızda başka biri yoktu. Bunu sana Allah’tan başka kimse söyleyemez. Anlıyorum ki, sen Resülullah’sın Bana doğru yolu gösteren Allah’a hamd olsun…

Umeyr kısa zamanda İslamiyeti öğrendi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin izniyle Mekke’ye dönerek orada Müslümanlığı yaymaya başladı.

Halbuki Umeyr’le anlaşma yapmış olan amcazadesi Safvan, Kureyşli müşriklere üstü kapalı müjdeler veriyor, yakında şok tesiri yapacak bir olay duyacaklarını söylüyordu. Zavallı Safvan karşısında değişik bir Umeyr görünce kendisi şoke oldu…

 

(Gülistan Dergisi)

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ