Renk seçin:


O’nun; Ağlaması, Gülmesi, Üzelmesi, Duası Bizim İçin

O’nun; Ağlaması, Gülmesi, Üzelmesi, Duası Bizim İçin

O (s.a.v) bir ömür; “Ümmeti, ümmeti…” diyerek yaşadı.

Ashabına buyurdu ki:

“Dikkat edin! Ben hayatımda sizin için bir emniyet vesilesiyim. Vefat ettiğimde ise, kabrimde;

‘Ya Rabbi, ümmeti ümmeti!…’ diye ilk sur üfleninceye kadar nida edeceğim… “ (Ali el-Müttaki, Kemzül- Ummal c.14, s.414)

Nitekim refik-ı alasına da; “Ümmeti, ümmeti…” diyerek göç etti.

Son nefesinde de;

“Ben sizi havz-ı Kevserimin başında bekliyor olacağım…” bizlere olan muhabbet, şefkat ve düşkünlüğünü ifade buyurdu.

Kısaca Cenab-ı Hakk’ın;

“Size kendi içinizden öyle bir Peygamber geldi ki, sizin hüsranınıza üzülüyor, saadetinizi cidden istiyor;  müminler için yüreği rikkatle ve merhametle çarpıyor. (Tevbe 128) buyurduğu cihetle hayatı boyunca Efendimiz (s.a.v) in ağlaması, gülmesi, üzülmesi, sevinmesi, dua ve ilticası hep bizim için öldü. Hatta Miraç gibi özel bir anda dahi bizleri düşündü, bizler için çırpındı…

Birgün Allah Rasülü, İbrahim (a.s)’ın;

“Rabbim! Putlar insanlardan birçoğunun sapmasa sebep oldu. Şimdi; kim bana uyarsa o bendendir.” (İbrahim, 36) sözünü ve İsa (a.s)’ın “Eğer kendilerine azap edersen, şüphesiz onlar Senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, şüphesiz Sen izzet ve hikmet sahibisin. (Mâide, 118) duasını okudu. Akabinde ellerini kaldırdı ve;

“Allah’ım ümmetimi koru, ümmetime merhamet et!” diyerek ağladı. Bunun üzerine Cenabı Hak;

“Ey Cebrail – Rabbin her şeyi daha iyi bilir ya- (insanlarda bilsin diye) git, Muhammed’e (s.a.v) niçin ağladığını sor.” buyurdu.

Cebrail (a.s) geldi. Rasulallah Efendimiz O’na, ümmeti için duyduğu endişe sebebiyle ağladığını bildirdi. (Hz. Cebrail in dönüp durumu haber vermesi üzerine) Allah-u Teâla;

“Ey Cebrail! Muhammed’e git ve O’na; ‘Ümmetin hususunda seni razı edeceğiz ve Sen’i asla üzmeyeceğiz.’ müjdesini ulaştır” buyurdu. (Müslim, İman, 346)

İşte Peygamber Efendimiz, ümmetine bu derece düşkün ve merhametli idi.

Ebu Zer (r.a)’ın bildirdiğine göre Allah Rasülü (s.a.v) bir gece namaz kılıp Mâide Suresi’ nin yukarıda geçen 118’inci ayet-i kerimesini (Eğer kendilerine azap edersen, şüphesiz onlar Senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan, şüphesiz Sen izzet ve hikmet sahibisin.)  sabaha kadar okudu. Rukuda da, secdede iken de bu ayeti okuyordu. (Ahmed, V, 149)

Bu hadis-i şerifleri iyice tefekkür ederek bizim O’na ne kadar muhabbet beslediğimizi muhasebe etmek durumundayız.

Yani Rabbimiz, bize öyle bir Peygamber nasîb etti ki; bu Peygamber, ümmetine, Bir annenin ve babanın evladına şefkatinden çok daha şefkatli ve müşfik. Bu demektir ki Cenab-ı Hak’tan sonra bizim üzerimizdeki en büyük hak, Peygamber Efendimize aittir. O ümmetine her zaman çok merhametli ve çok şefkatli. O kadar ki, ifadelere sığmaz.

Osman Nuri Topbaş

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ