Renk seçin:


Peygamberimizin Temizliği ve Abdesti

Peygamberimizin Temizliği ve Abdesti

Allah-u Zülcelâl Kur’an ı Kerim’de, Peygamberlerin gönderiliş hikmetlerinden bahsederken, “Nitekim size, kendi içinizden bir Resûl gönderdik ki, âyetlerimizi okusun, sizi arındırsın, size Kitab’ı ve hikmeti ve bilmediğiniz şeyleri öğretsin…”(Bakara, 151) buyurmaktadır.

Ayette geçen “sizi tezkiye etsin, arındırsın” ifadesi, hem maddi hem manevî bütün pisliklerden temizlenme manasına gelir. Peygamberimiz aleyhissalâtu vesselam insanları, içten dışa her türlü çirkinlik ve kötülüklerden arındırmak için en mükemmel bir din ile gönderilmiştir.

Cebrail aleyhisselâmın Peygamber efendimize getirdiği ilk emir temizlenmektir. Peygamberimiz buyuruyor ki; “Allah temizlik olmayan namazı kabul etmez, hıyanetle kazanılan paradan verilen sadakayı da kabul etmez.” (Müslim, Taharet 1)

Namazın sahih olması için kişinin cenabetten gusletmesi gerekir. Peygamberimiz gusül abdesti alırken saçını ve vücudunu ovalar, hiçbir yerin kuru kalmamasına dikkat ederdi. “Her kılın dibinde cünüplük vardır; saçınızı yıkayın, tüm vücudunuzu temizleyin.” (Ebû Dâvûd, Tahara, 97) buyururdu.

Peygamberimiz “Namazın anahtarı taharettir” (Ebû Dâvud, Sünen, Tahâre, 49) buyuruyor. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem, her bakımdan temizliğe çok dikkat ederdi. Hz. Âişe’nin bildirdiğine göre abdest bozarken göre pis su sıçramasından korunmaya azami gayret gösterir, bunun için ayakta abdest bozmaktan kaçınırdı. (İbn Mâce, Tahara, 14)

Resûlullah aleyhissalâtu vesselam ashabıyla birlikte kabristanda bulunduğu sırada buyurdu ki: “Bu iki kabirdeki kimseye azap olunuyor. Azapları büyük bir şeyden dolayı da değildir, şu kimse idrardan sakınmaz ve üzerine sıçratırdı, şu da insanlar arasını bozmak için laf taşırdı.” (Buhârî, Vudu, 58)

Peygamberimiz aleyhissalâtu vesselam abdest bozduktan sonra taharetine çok dikkat eder, su ile temizlenirdi. Hz. Âişe radıyallâhu anha hanım Sahabelere şöyle demişti: “Kocalarınıza da su ile temizlenmelerini söyleyin. Ben onlara, bunu anlatmaktan utanıyorum Rasûlullah su ile temizlenirdi.” (Müslim, Tahara, 21)

Peygamberimiz sallallâhu aleyhi vesellem ibadete hazırlığın bir parçası olduğu için temizlenmeye de ibadet gibi önem verirdi. Abdest bozacağı yere yaklaşırken dua etmeye başlardı. “Allah’ın adıyla, Allah’ım! (Kovulmuş birer pislik olan) dişi ve erkek şeytanların şerrinden sana sığınırım.” (Buhari, Müslim) anlamında:

بِسْمِ الّٰهلِ اَللّٰهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْخُبْثِ وَالْخَبَائِثِ

“Allâhumme innî eûzu bike minel hubsi vel habâis.” diye dua eder, oradan uzaklaşırken; “Bağışlamanı dilerim” anlamında  غُفْرَانَكَ  “Gufrânek” derdi (Tirmizî, Tahâret, 7)

Abdest, Allah’ın huzuruna çıkmadan önce yapılan hükmi bir temizliktir. Bu insanı abdestsizlikten temizlerken, hem uzuvlarındaki maddi kirleri hem de o uzuvlarla işlenen ufak tefek hataları temizler. Böylece kulun Rabbi huzuruna temiz çıkmasına vesile olur. Peygamberimiz bunu şu hadis-i şerifiyle müjdeliyor:

“İçinizden her kim, abdest suyunu hazırlayıp ağzına burnuna su verir ve burnunu temizlerse, mutlaka yüzünün, ağzının ve burnunun günahları dökülür! Sonra Allah’ın emrettiği gibi yüzünü yıkarsa, yüzünün günahları su ile birlikte  sakalının etrafından dökülür. Sonra  dirsekleriyle birlikte ellerini yıkarsa, elinin günahları su ile beraber parmak uçlarından akar gider. Sonra başını meshederse, başının günahları su ile birlikte saçlarının ucundan dökülür. Sonra topuklarıyla beraber ayaklarını yıkarsa, ayaklarının günahları su ile beraber ayak parmaklarının ucundan akar. Eğer (böylece abdest alan) bu adam, kalkıp namaz kılar, Allah’a hamd ve senâ eder, O’nu layık olduğu vasıflarla yüceltir ve gönlünü tam anlamıyla Allah’a bağlarsa, mutlaka anasından doğduğu günkü gibi günahlarından arınmış olur” (Müslim, Müsâfirîn, 294)

 

Peygamberimiz aleyhissalâtu vesselam abdeste besmele ile ve Allah’ın rızası için niyet ederek başlardı. Abdest sırasında azalarını yıkarken dualar okurdu.

Abdeste dişleri misvak ile temizleyerek başlardı. “Eğer ümmetime zorluk verecek olmasaydım her namaz için misvak kullanmalarını emrederdim.” (Müslim, Tahara, 15) buyururdu.

Abdest uzuvlarını, üçer kere yıkardı. Parmak aralarına, yüzük altına, sakal altına ve ökçelere dikkat ederdi. Seferde bile askerlerini: ”Vay ateşten o topukların haline… “ (Buhari, İlim, 30; Vudu’, 27, 29; Müslim, Tahara, 25-28, 30) buyurarak uyarmıştı.

O zamanlar bugünkü gibi evlerde çeşmeler yoktu. Çeşmelerden soğuk havalarda sıcak su akmıyordu. Ashâb-ı kiram abdest suyunu kuyulardan çekiyorlardı. Peygamberimiz ashabını abdeste teşvik için şöyle diyordu: “Allah’ın günahları ne ile sildiğini ve dereceleri ne ile yükselttiğini size haber vereyim mi?” Sahabîler: “Evet Ya Rasûlullah!” dediler. Buyurdu ki: “Her türlü zorluklara rağmen abdesti en güzel şekliyle almak, mescitlere namaz kılmak için giderken adımları çoğaltmak, bir namazdan sonra diğer namazı kılmak için büyük bir arzuyla beklemek. İşte tüm bunlar, sizin ibadetler konusunda en büyük cihadınızdır.” (Müslim, Tahara, 14)

Peygamberimizin kulluk hayatında abdest almak, adeta bir ibadet vecdi içinde yapılan bir ameldi. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellemin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Kim abdestini güzelce alır ve sonunda;

أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلٰهَ إِلّاَ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ

اَللّٰهُمَّ اجْعَلْني مِنَ التَوَّابِينَ وَاجْعَلْني مِنَ الْمُتَطَهِّرِينَ

 

“Eşhedu enlâilâhe illellâhu vehdehû lâ şerîkeleh. Ve eşhedu enne muhammeden abduhû ve rasûluh. Allahummec’alnî mine’t tevvâbîne vec’alnî mine’l mutedahhirîn. Subhâneke Allâhumme vebihamdike eşhedu enlâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbu ileyk.” derse kendisine Cennetin sekiz kapısı açılır ve dilediği kapıdan içeri girer.” (Nesâî, Tahara: 109)

Peygamberimiz abdestin bir nur olduğunu haber veriyor, abdest azalarını en geniş sınırlarına kadar yıkamayı teşvik ederek şöyle diyordu: “Şüphesiz ki benim ümmetim, kıyamet gününde, abdest izlerinden dolayı yüzleri nurlu, elleri ve ayakları parlak olarak çağırılacaktır. Yüzünün nûrunu artırmaya gücü yeten kimse bunu yapsın.” (Buhârî, Vudû’, 3; Müslim, Tahâret 35)

Peygamberimiz bedenimizi, elbisemizi ve namaz kıldığımız yeri de temizlemeyi emretmiştir. Bunlarda necaset yani dinin pis saydığı bir şey olursa namaz olmaz. Bu bilgileri ilmihal kitaplarında bulmak mümkündür. Eski zamanlarda insanlar ilim öğrenmek için önce Arapça öğreniyorlardı, bu zamanda artık bilgiler Türkçe kitaplarda var, okuyup öğrenmek lazımdır. Bunlar bizim ibadetimizin geçerli olması için lüzumlu bilgilerdir.

En başta söylediğimiz gibi, peygamberimizin kulluk hayatının temel esaslarından biri ilim öğrenmektir. Aklı olan bir kimse için bilmemek mazeret değildir, çünkü Allah ilim öğrenmesi için akıl vermiş, hiç değilse kendisine lazım olan ilmihalini öğrenmesi lazımdır. Bilmediği bazı hususlar olursa onları da bilenlere danışmak lazımdır. Öğrenmeyip, araştırmayıp kendi aklınca amel edenin ahiret gününde ileri sürecek bir özrü olmaz.

 

Hazreti Peygamberin Kulluk Hayatı; Seyda Muhammed Konyevi -ks-

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ