Renk seçin:


Pirincin İçindeki Siyah Değil, Beyaz Taş Kırar Dişleri!…

Pirincin İçindeki Siyah Değil, Beyaz Taş Kırar Dişleri!…

Esselamu Aleykum
“Allah buyurdu: Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir? (İblis): Ben ondan daha üstünüm. Çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın, dedi. Allah: Öyle ise, “İn oradan!” Orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık! çünkü sen aşağılıklardansın! buyurdu. İblis: Bana, (insanların) tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver, dedi. Allah: Haydi, sen mühlet verilenlerdensin, buyurdu. İblis dedi ki: Öyle ise beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onları saptırmak için senin doğru yolunun üstüne oturacağım. “Sonra elbette onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından sokulacağım ve sen, onların çoklarını şükredenlerden bulmayacaksın!” dedi.” (Araf;12-17)

Allah-u Zülcelal’in şeytanı huzurundan kovduktan sonraki olayı bildiren ayet-i kerimede dikkat çekilmesi gereken bir durum var. Şeytan aleyhillane inanan kullarının doğru yolu üzerinde oturacağını söylemektedir. Ve onlara vesvese vererek yoldan saptıracağını beyan etmektedir.

Onları saptırmaya çalışırken hangi yöntemlere başvuracağını da söylemekte; “Sağdan soldan arkadan ve önden yanaşarak onları saptıracağım” demektedir. Biliyorsunuz, cinnî şeytanlar gibi bir de insî şeytanlar vardır. Biz burada bu meselede özellikle asrımızda insî şeytanların çokça başvurdukları bir yönteme dikkat çekeceğiz. İçimizden görünerek bizi vurmalarına, yani sağdan yanaşmalarına….

Bu yöntemler ilk Medine’de denenmişti. Şeytanın insan dostları orada Müslümanları yıpratmak için ellerinden geleni yapmaya çalıştılar. Müslümanlarla açıktan baş edemeyeceklerini anlayınca da iman eden müminleri bölmek için “mescidi dırar”ı kurdular. Yani soldan açıkca farkedilecekleri şekilde değil de sağdan sinsice yanaştılar şeytan ve şeytanın dostları.

Ta ki Allahu Zülcelal bizzat Rasul-i Zişan aleyhissalatu vesselam Efendimizi “Orada hiçbir vakit (namaza) durma! …” (Tevbe Suresi; 108) diye ikaz edinceye kadar.

Daha sonraki dönemlerde şeytan ve şeytanın dostları bu yönteme başvurmaya devam ettiler.

Abbasi devleti sağdan yanaşmayla yıkıldı. İbni Alkan, Devleti âliyeyi Moğollara sattı. Halbuki kendisi sarayda vezirdi. İki milyon Müslümanın canına kıyıldı. Osmanlının yıkılışında da bu yöntemlere çokca başvuruldu. Lawrence’lar, Mr. Hamper’ler dolaşan insî şeytanlardı; hem İslami ilimleri tahsil etmiş içimizdeki…

İslam aleminin her yerinde o tür casuslar cirit atarken ve Osmanlı yıkılmaya doğru savrulurken Pakistan’dan Muhammed İkbal “Bal’i Cibril (Cebrail’in Kanadı) adlı eserinde, “İblis’in Allaha dilekçesi” başlıklı bir şiir yazmıştı. Kurguladığı şiirinde Şeytan diyordu ki;
“Ey Allah’ım yeryüzünde her biri birer şeytan oldu siyaset adamları/bana ihtiyaç kalmadı kaçıyorum doğrusu…” diyerek yeryüzünde var olan insî şeytanların aslında şer ve tahribatta cinnî şeytanları çoktan geçtiklerini beyan ediyordu.

Bu asrımıza bakın! İslam aleminin orasında, şurasında, her yerde Müslümanlar telef oluyor… Müslüman gençliğin ezilmişliğinin mutlaka “Rahmani bir Kıyam’a” dönüşeceğini bilen yeryüzünün Egemen şeytanları, o gençleri yine dostça görünerek saptırmakta ve adeta birer ölüm makinesi haline getirmektedirler.

İslam alemi bu gün acılarla boğuşuyor. Zenginliklerimiz talan ediliyor İslam uygarlığını tüm tarihi abideleri savaş uçaklarıyla yıkılıyor. Adeta Hz. Rasulullah’ın dininin izlerini yeryüzünden silmek için uğraşıyorlar.

Rabbim bizi insî ve cinnî şeytanların şerrinden, vesveselerinden korusun ve bizi sırat-ı mustakim’den ayırmasın. (Âmin)

M. Zahid Yıldız, Gülistan Dergisi, Aralık 2016

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ