Renk seçin:


Şeytan ve Nefis

Şeytan ve Nefis

En başta şeytan var. Açık seçik, kesin bir düşman şeytan!

“Nerede bu düşman ki yakalayalım, canına okuyalım, yok edelim bu düşmanı?“

Bu şeytan açık bir düşman ama görünüşü açık degil. Düşmanlığı açık bir düşman… Gözden gizli, insanın aklında, fikrinde, içinde, insana yanlış fikirler vesvese edip yanlış yola çekiyor. En büyük şer kaynağı o!

Her şeyi yaratan, bütün gücün kuvvetin sahibi olan Allah, niye böyle bir mahluk yaratmış? Niye şeytanı yaratmış?

İnsanoğlunu imtihan etmek için yaratmış. Şeytanın doğrudan doğruya kötülük yaptırım gücü yok. Yani ensesinden tutup da insanı zorlayıp “Şu günahı işle!“ diye bastırması ve zorla yaptırması yok. Sadece fikir veriyor.

Bu bizim için bir bakıma iyi bir şey iyi ki gücü yok! Bir de zorba diktatör gibi zorla yaptırsaydı… Hani esir alıyorlar, ayaklarına zinciri bağlıyorlar, kırbacı ellerine alıp taş ocağında çalıştırıyorlar… Öyle yapsa, karşı gelemesek fena olacak ama bu azılı düşmanın iyi tarafı sadece vesvese veriyor, o kadar.

“Şunu yapsan ne kadar iyi olur, yapsana şunu, hadi yapsana, bak ne kadar tatlı, ne kadar zevkli…” bilmem ne.

Oradan girip, buradan girip, bir kulağından girip öbür kulağından çıkıp aklını çelip, fıs fıs vesvese…

Demek ki yapılması gereken işin doğru mu yanlış mı olduğunu düşünüp kendi kendimizi tutabiliriz. İnsanoğlunun elinde bu imkân ve bu güç var. O halde bu gücü kullanmamız lazım!

Birde insanın içinde kendisine ait bir varlık var, biraz ayrı bir varlık… Bir kendisi var insanın, bir de nefsi var. O da insana bir şeyler söylüyor, şeytan gibi o da vesvese veriyor. Mesela diyor ki:

“Akşam saat ikide yattın, yoldan geldin, yat aşağıya. Uykun var, yorgunsun, haklısın, aslansın, kaplansın ben senin iyiliğini istiyorum. Yatak yorgan sıcacık, kalkma, yat aşağıya!..

“Olur mu ya? Namaz vakti, kalkmam lazım!” filan diyorsun. Tek başına yakalayınca insanı kaldırtmaz bazen. Kimse görmeyecek, kimse duymayacak, kimse bilmeyecek…

“Biraz sonra kalkarsın!” diye de bazen aldatır. “Tamam tamam… Tamamen kalkma demiyoruz biz sana, Allah Allah! Biraz gözünü yum, şöyle uykusuzluk azıcık bir geçsin, ondan sonra kalk!” der. Gözünü bir yumdurdu mu; derin bir uykuya bir dalarsın, namazın vakti geçer, mesela…

Şeytan vesvese verir. Nefis, şeytandan daha kuvvetlidir, bayağı bastırır. Nefis inatçıdır, istediğini yaptırır. İnsan, nefsin böyle tonlarca baskısını hisseder. Mesela içkiye alışmış bir insana; “içkiyi bırak!” dersin. Nefsi içkiyi istiyor ya, tatlı geliyor ya, o kadar zor gelir onu bırakmak. Anası ağlar, karısı ağlar, çocuğu ağlar, arkadaşı yalvarır. Kendisi de bilir yanlış olduğunu, içkinin zararlı olduğunu… Tutamaz kendini. Tonlarca baskı var üzerinde, o an kendisini tutamaz tonlarca baskının altında ezilir.

“Hocam, biz içki içmiyoruz.” diyebilirsiniz.
Sigara içenler anlar. Bırakamaz. “Parmak kadar sigaraya koca pehlivan adam yeniliyor.” diyorum ben. Çünkü sigara onu yeniyor. Sırtüstü yere yatırıyor, içirtiyor.

Alışkanlıklar nefistendir. Nefis alışır, ister. Uykuyu ister. Uyku bazen tatlıdır. Çarşıdan alınmaz, mendile, fileye, torbaya konmaz, ondan tatlı şey olmaz… Uyku kadar tatlı şey olmaz. Uykuyu sever. Yemekleri de sever.

“Hocam, hepimiz seviyoruz.”

Hepimiz seviyoruz ama bir miktar yiyoruz, ondan sonra yemiyoruz. Sonra haramdan yemiyoruz, helal olmasını istiyoruz. Nefis istedi mi harama, helale bakmaz. Elmalar daldan sarkıyor, adam yoldan geçiyor; tarlada sahibi yok. Canı elmayı istedi, ne yapar? Elmayı kopanr.

“Çok susadım, canım çok istiyor, ağzım kurudu…” bilmem ne. “E haram! Başkasının elması…” Yer. Yani hoşuna giden şeyin karşısında dayanamaz nefis. O da bir düşman. O da insana Allah’ın kurallarını, kanunlannı, şeriatin ahkâmını çiğnettirir.

Şeytan var, nefis var… Sonra? Kötü arkadaşlar var, kötü muhit var.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ