Renk seçin:


Sünnet karşıtlığının altında ne var?

Sünnet karşıtlığının altında ne var?

İnsanoğlu bu, şeytan insanoğlu Kur’an-ı Kerim’i de bozmak için elinden gelen gayreti gösterdi. Hatta Peygamberimiz’e gelmeden önce bile cin şeytanlar faaliyete başlamıştı. ‘Biz acaba vahyi çalabilir miyiz’ diye elden gelen tüm gayreti sarfetti. Hemen arkalarından onlar ateşe kovalandılar görevli melekler tarafından. Kulak hırsızlığı yapan bu şeytanların kor ateşle kovalandıkları, kovuldukları Kur’an-ı Kerim’de birkaç yerde geçmektedir. Tebareke ve Saffat surelerinin hemen ilk sayfalarına ilk ayetlerine bakılabilir. Şeytanın biri kulak karbartsa, hemen görevli melek kor ateş göndermesiyle şeytanı oradan uzaklaştırırdı veya öldürürdü. Böyle bir gayret var. Peygamberimiz (s.a.v)’e yine vahiy gelirken yine meleklerin gözetiminde ve herhangi bir masiva sözü karışmasın, ilahi söze yabancı sözü karışmasın diye, meleklerin zaptı ve katipliği altında gelmiştir. (Cin; 26-28) Resulullah (s.a.v) da o zabıtla bu vahyi almıştır. Alır almaz da hemen katipleri çağırmış ve ‘’Bana şu ayetler vahyedildi. Bu ayeti filan surenin falan yerine yazın’’, diye talimat vermişti. Yani Resulullah (s.a.v) hemen kayda geçirtirdi. Sadece bununla da kalmamıştır. Kur’an-ı Kerim bir yandan da ezberlenmiştir. Yani Kur’an-ı Kerim hem kağıda yazılmış, kayda geçirilmiş hem de ezberlenmiştir.

Kuran-ı Kerim  ezberle bir yandan da yazılarak geldiği için, en ince bir ses tınısı bile bozulmadan geldiği için, şeytanlar Kur’an-ı Kerim’i lafzen tahrif etmekten ümidini kesmişlerdir. Yani Kuran-ı Kerim’in tek bir sözünü değiştiririz diye bir ümitleri yok ama şeytanların bir ümidi var. O da Kuran-ı Kerim’in sözü, lafzı, kelimesi, cümlesi, aynen duracak fakat ona yükleyeceğimiz mana farklı olacaktır, diye ümitlidirler. Mesela diyelim ki ‘’kalem’’, ‘’bu bildiğimiz kalem değildir’’ diyecekler ve hiç ilgisi olmayan İslama ter bir mana verecekler. İşte bu manevi tahrif yani Kur’an-ı Kerim’i ma’nen yozlaştırma noktasında şeytanlar ümitlidirler. Bu konuda baya da mesafe alıyorlar. Mesela adam, ‘bu söylediğiniz Kur’an-ı Kerim’de var mı’ diye soruyor. ‘Hadis’ler de var mı?’ diye sormuyor. Hadis sanki yok devrede. ‘’Kur’an-ı Kerim’de yoksa ben kabul etmem’’ diye sapıkça diretiyor.  ‘İslam varsa, Kur’an-ı Kerim’dekidir. Kur’an’daki İslam…’ deyip duruyor.

Kur’an-ı Kerimi ma’nen tahriften koruyan şey Sünnettir. Onun için o şeytanlar sünnete karşıdırlar. Yani herhangi bir ayet üzerinde birileri düşünüyor, şeytanca bir mana vermeye kalkıyor. Ama bu ayete bu manayı veremezsin anlamında karşısına beş-on tane hadis dikiliyor. O hadisler  ‘’Bu mana İslam’a terstir’’, diyor. Kısacası manevi tahrifi engelleyen şey, Peygamberimizin Sünnetidir. Onun içindir ki sünnete karşı çıkış, ‘hadislere uydurma karışmıştır.’ Filan gibi iddia ve söylemler, Kur’an-ı manen tahrife uğratmak amaçlıdır. Hadisler bir tarafa, Kur’an deyip duranlar asıl olarak Kur’an-ı Kerim’i tahrif etmek için sünnete karşı çıkıyorlar. Çünkü hevalarına göre bir ayete mana vermelerine engel oluyor. Ona o şeytan bu sefer Sünneti aşma fikrini aşılamaya çalışıyor. O da sünneti inkar yoluna gidiyor.

Bu sebeptendir ki Sünnet devrede olduğu sürece Kur’an-ı Kerim manen yozlaştırılmayacaktır. Sünnet düşmanlığının temelinde, arka planında, aslında masun bilimsel bir mesele değil, bir ideoloji yatmaktadır. O ideoloji de islamı manen tahrif etmektir. Yani adı İslam olan, ama kendisi İslam olmayan bir din üretme projesidir. Sünnet bu ideolojinin yer bulmasına engel olduğu için, o kişiler Sünnete düşman kesiliyorlar.

Elli çeşit şeytan çıktı ortaya. Kimileri Peygamber (s.a.v) bir postacı –haşa- Allah’tan aldı, bize nakletti, işi bitti. Resulullah artık bize karışamaz. Biz sadece Kur’an-ı okuruz ne anlarsak onu alırız, onu yaparız’ dediler yani sünnet onları ilgilendirmez oldu. İşte bu insanlar küfre girerler, din dışın, İslamın dışına çıkarlar. Bu şeytanlar sünnet konusunda da belli bir mesafe aldıktan sonra Kur’an-ı Kerim hakkında da tam şeytanın icat edeceği iki kelime, iki söylem buldular. Birisi ‘tarihsellik’, öbürü ‘mahallilik’, yani yerellik… Onlara göre iman ilkeleri dışında eyleme dönük bütün emir ve yasaklar tarihseldir. Yani o hükümler ilk asırda vardı, o asırdan sonraya etkisi yok, dediler.

Düşmanlığın sebebi, aslında dini tahriftir…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ