Renk seçin:


Tasavvuf ve Sünnet

Tasavvuf ve Sünnet

Tasavvufun temeli Kur’ân ve sünnettir. Çünkü Kur’ân ilâhî emirlerin yazılı bir metni, Peygamber (s.a.v) de onun uygulayıcı bir modelidir. Bu yüzden tasavvuf ehli, Hz. Peygamber’in Kur’an’ı uygulaması demek olan sünnetine büyük önem vermişlerdir. Özellikle ilk tasavvuf klasiği sayılan Ebu Nasr Serrâc’ın el-Luma’ adlı eserinde bu konuya dâir ilginç bilgilere yer verilmiştir. Oradan özetleyerek yapacağımız alıntılar bu konuda bir fikir verecektir. Ebu Nasr Serrâc der ki:

Allah Teâlâ, Peygamber’ini şöyle vasfediyor: “O Allah ki, ümmîlere kendi içlerinden bir peygamber göndermiştir. O peygamber, onlara Allah’ın âyetlerini okur, onları tezkiye eder, onlara kitâbı ve hikmeti öğretir.” (Cuma; 2)  Peygamber, bize âyetleri okuyor, Kitâb’ı, yâni Kur’ân’ı ve hikmeti öğretiyor. Hikmet, Hz. Peygamber’in sünneti, âdâbı, ahlâkı, hâlleri ve öğrettiği gerçeklerdir.

Cenâb-ı Peygamber (s.a.v), kendisine Hak katından indirilen ve teblîğ edilmesi istenen şeyleri teblîğ ile görevlidir. Nitekim Allah Teâlâ: “Ey şanlı peygamber, Rabbının katından sana indirilen şeyleri teblîğ et!” (Maide; 67) buyurmaktadır.

Allah Teâlâ, bütün insanlığa, kendisine itâat etmelerini emrettiği gibi, Peygamber’ine itâat etmelerini de emretmiştir: “AIlah’a ve Rasulü’ne itâat edin!” (Nur, 54); “Rasule itâat eden Allah’a itâat etmiş olur.” (Nisa, 80) Allah Teâlâ, ayrıca Peygamber’in getirdiğini kabul etmeyi de emretmiş bulunmaktadır: “Peygamber size neyi verirse alınız! ” (Haşr, 7) âyeti buna delîldir. Hz. Peygamber’in yasakladığından kaçınmak da Allah’ın emridir: “O sizi neden men’ederse ondan uzaklaşınız!” (Haşr, 7) Allah Teâlâ, Hz. Peygamber’in kerdisine tâbî olanlara doğru yolu gösterdiğini de belirtmektedir: “O’na tâbî olun ki, hidâyete erişesiniz!” (Araf, 158) Allah Teâlâ O’na itâati kabul edene hidâyet va’d etmiş: “O’na itâat ederseniz, hidâyete ulaşırsınız.” (Nûr, 54) emrine karşı çıkanları ise, fitne ve acıklı azapla tehdit etmiştir: “O (Peygaber’in) emrine karşı çıkanlar, başlarına bir fitne ve acıklı bir azâbın gelmesini beklesinler!” (Nûr, 63) Allah Teâlâ bize, kendi sevgisinin müslümanlara âid olduğunu; mü’minlerin Allah sevgisine mazhar olmasının ise, Hz. Peygamber’e tâbî olmakta bulunduğunu şu âyet-i kerîme ile açıkça belirtmektedir: “De ki: Allah’ı seviyorsanız, bana tâbî olun ki, Allah da sizi sevsin!” (Al-i İmran, 31)

Allah Teâlâ mü’minleri, Peygamber (s.a.v)’in yüce ahlâkına uymaya çağırmakta ve şöyle buyurmaktadır: “Allah’ın Rasulü’nde sizin için güzel bir örnek vardır.” (Ahzab, 21)
Rasulullah (s.a.)’dan bize ulaşan pek çok haber ve rivâyet vardır. Rasulullah’dan bize kadar güvenilir râvîler aracılığıyla gelen bu haberlere yapışmak, bunlarla amel etmek bütün müslümanların boynunun borcudur. Çünkü Allah Teâlâ: “Namaz kılın, oruç tutun ve Peygamber’e itâat edin!” (Nûr, 56) buyurduğu gibi, “Şüphesiz sen doğru yoldasın (sırât-ı müstakîm)” (Zuhruf, 43) buyurmaktadır.

Bu âyetlere göre O’nu örnek almak, O’na tâbî olmak, O’nun emrine itâat etmek, -O’nu görsün görmesin- kıyâmete kadar gelecek bütün insanlığın görevi olduğundan, tasavvuf erbabı bu konuda hayli titizlik göstermişdir.

Kur’ân’a uyan, fakat Allah Rasulü’nün sünnetine tâbî olmayan kimse, Peygamber’e tâbî olmamakla Kur’ân’a da karşı çıkmış sayılır. Mütâbaat ve iktidâ, yâni yolunu izleyip O’na uymak, Allah Rasulü’nün “güzel örnek” olmasının gereğidir. O’nun ahlâkı, fiilleri, hâlleri, emirleri, yasakları, tavsiyeleri, teşvik ve tehditleri konusunda bize ulaşan rivâyetlere uymak gerekir.

Tasavvuf ehli, Allah Rasülü’nü kendilerine örnek almaya çalışan kimselerdir. Onlar, Allah Rasulü’nün yücelttiğini yüceltir, küçük gördüğüne değer vermezler, O’nun çirkin gördüğüne çirkin, O’nun güzel saydığını güzel sayarlar. Beğendiğini beğenir, beğenmediğini terkederler. O’nun sabrettiğine sabrederler, O’nun düşmanlık beslediğine düşmanlık, dostlarına da dostluk beslerler. O’nun değerli saydığına değer verir, teşvik ettiğine yönelirler. O’nun kaçındığı şeylerden kaçınırlar. O’nun sünnetine, topyekün davranışlarına önem verirler; O’na tâbi olmayı esâs, Ondan uzaklaşmayı bid’at ve bâtıl sayarlar.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ